Merhaba
Kitabı ilk gördüğümde kapaktaki kişinin Cem Yılmaz olduğunu düşünmüştüm. Ne aptalım:) Meğer karşımda duran adam bir dönem dünyaya diz çöktüren sonraları izlediği yanlış yollar ve yaptıkları hatalardan dolayı çöküşe sürüklenen Osmanlı devletinin son maliye Nazırı, Zat-ı şahanelerine gönülden bağlı,iki kız babası ve yazarın büyük dedesi Ahmet Reşat efendiymiş. Ayşe Kulin Veda adlı eserinde Ailesinin üç dört nesillik biyografisini Roman tadında anlatıverdi yinebize. Dört kitaptan oluşan bu biyografinin başlangıcı ise Veda ismini verdiği bu kitapla olmuş. Veda ile başlamak ne garip değil mi? 1918-1924 yılları İstanbulunun sokaklarında dolaştım sanki. 1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı hızla çöküşe geçerken imzalanan sevr sonrası işgal altındaki İstanbul ve ülkenin dört bir yanını dolaşmak içimde derin bir yara açtı. Ama bir taraftanda işgallere karşı Anadolu halkının kendi vatanını koruma çabasını görmek göğsümü kabarttı. Onlar beni görmedi belki ama ben oradaydım. Birlikte kaçırdık düşman silahlarını Anadoluya sanki. Milli mücadele dönemini, Anadoluda halkın başlattığı şiddetli direnişleri, TBMM' nin açılışı gibi tarihin dönüm noktalarını Ahmet Reşad'ın ağzından dinlerken ben de yaşadım sanki. Kemal'le birlikte Sarıkamışın soğuğunu iliklerime kadar bende hissettim, birlikte uzandık bembeyaz karın üstüne kurtulmayıda ölmeyide birlikte diledik. Mehpare ile yaşadım bir Osmanlı konağının günlük telaşesini, Saraylıhanımın torun acısını gönlümden hissettim, Behiceye dua ettim bu sefer gönlündeki gibi bir erkek evladı olsun diye. Mahirle birlikte kestim yeni yeni serpilen piyano başında ki taze Leman'ı, Lemanın kaçamak bakışlarını Mahir görmedi belki ama ben her defasında şahit oldum. Mehpare ile Kemalin herkesten gizli yaşadıkları aşkın günahına şahit oldum. Gözlerimi