...birçok batı dillerinde ortak olan ve aile anlamına gelen familya (Familia, Famille, Family) sözü köle demek olan Latince Famulus sözünden türemiş. Familya bir babanın kölelerinden, çoluğundan çocuğundan oluşan bir topluluktu. Babanın oğlu üzerindeki egemenliği ölünceye dek, kızı üstündeki de evleninceye dek sürerdi. Bu salt egemenlik evlilikte kocaya aktarılırdı.
Her bir kimse için âlem, "kendi" âlemidir, daha umumi şekiller altında tasarlanmış ve gördüğünün ötesine geçmiş, fakat ancak daima nisbî olabilecek, yani hayat ile münasebetleri dışında kavranılamayacak olan, içinde yaşadığı ortamdır. Böylece insan denen varlık tabii olarak rölativisttir. Bütün anlayışları, hayat ve bilgiyi daima birbirine bağlamak zorunda görünen hayati bir rölativizmin hükmü altındadır ve onun tarafından kendisine ilham olunmuştur.
Her düşüncenin "düşünülmüş" olmak, kendi kendini düşünmek hakkı vardır. Aslında ve ilkin verilmiş ve belli olmakla, bu düşüncenin müdafaa ve delili yine kendisindedir.
Alemi idrak etmek, onu yaratmaktır. Bu şu demektir: Var olmanı istiyorum. Bu ona herhangi bir değer isnat ederek kendisine bir gerçeklik vermektir. Var olması için onu tahayyül etmek, onu kendi eserimiz yapmak gerekir. Onun bize göre var olması için bizim olması gerekir. Yalnız bizim onu kendimizin yaptığımız nisbette ona sahiplendiğimiz kadar o yokluktan (néant) çıkmıştır.