Yaşam, bir seyir esasında.Peki seyir eden misin,yoksa seyreden mi?
Bu cümleyle başlıyor kitap.Ve o andan itibaren vurucu bir kitap okuyacağınızı anlıyorsunuz.
An da kalmak ne demek? Bunu idrak ettiğimizde,an da kalmayı öğrendiğimizde ne geçmişin ne de geleceğin olmadığını farkediyorsunuz.Asıl yaşam şimdiden ibaret,oysa biz ya geçmişe takılıp kalıyoruz ya da henüz yaşanmamış ve yaşanıp yaşanmayacağı belli bile olmayan geleceğimizi inşa etmeye çalışıyoruz.
İşte Mina’da geçmişine takılıp neden öyle oldu,neden böyle diye düşünmekten hayatını kaçırdığını farkedemedi.
İnsan önce kendini anlamalı,kendini bulmalıki,başkalarının içinde kaybolmasın.Ama Mina önce kendini başkalarına uydurmaya çalıştı,başkalarını anlamaya çalıştı,onları anlayıp onlara göre şekil alınca kendini bulacağını zannetti.Aslında en kolayıydı kendini anlamak ama Mina kendin olmak ne demek onu bilmiyordu o yüzden zoru seçti ve yaşamın içine giremeden,yaşamın içinde kayboldu.
Taa ki Ma ile tanışana kadar.Ma ona ayna tuttu,kendini görmesini ve kendini tanımasını sağladı.Nefes bile almayan,sadece yaşaması için gereken havayı ciğerlerine dolduran Mina’ya yeniden nefes almasını öğretti.Kendini bulurken hayatı buldu Mina,şimdiyi inşa ederken aslında geçmişini de iyileştirdi.Her şey aslında kendiydi,karşısındakine baktı kendini gördü.BEN liği, BİR liği farketti.
Ama nasıl oldu bunlar derseniz Ma’ya ve Mina’ya kulak verin.Ve onları dinlerken aslında kendinizi dinlediğinizi unutmayın.
Okuduğum en iyi kişisel gelişim romanıydı Seyir. Kitabı demiyorum romanı diyorum çünkü roman tadında bir kişisel gelişim kitabı.Okuyun ve hatta başucunuzda dursun içiniz sıkıldıkça,çıkmaza düştüğünüzde tekrar tekrar açıp okuyun.Okurken nefes alıp vermeyi unutmayın.Ama öyle bir nefes alın