Örtü, müslüman hanımların ilk eviydi.
Ev ise, geniş, rahat ve dışarıya karşı korunmuş olmalıydı.
Zira “ herkesin kendi evinde rahat ettiği” bir gerçekti.
Giyim-kuşam, basit bir şekliden ibaret değildi.
İnanç dünyasının dışa vuran şekliydi. Bu yüzden de pek önemliydi.
Giyim- kuşamın ilerilik yada medenilikle hiçbir ilgisi yoktu. Kılık-kıyafetle medenileşeceğini sanmak, aşağılık bir özentiydi. Taklitçilikti.
İçki, onu içen, dağıtan, satan, satın alan, üreten, imal ettiren, içkiden elde ettiğini yiyen aynı hükümdeydi. Lânet edilmişti. Çünkü “ içki, her kötülügün anahtarı'ydı, anasıydı.
“Ey mü'minler, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin.
Onlar birbirinin dostudurlar.
Sizden kim onalra dost olursa o da onlardandır.
Allah zalimleri doğru yola eriştirmez! ”