Hak geldi, artık batıl ne yeniden başlar ne geri gelir!
Sıkıntı da rahatlık da hiç şüphesiz Allah'tandı. Böyle inanıp tam teselliye ve teslimiyete kavuşmak en büyük güç kaynağıydı:
Allah sana bir sıkıntı verirse, ondan başkası gideremez.sana bir iyilik verirse, başkası onu geri çeviremez, engelleyemez. O, her şeye kadirdir!
Kur'an'ı yaşamak mü'minin en kutlu işiydi.
Kur'an'a uymak, Muhammed'in (a.s) izinde olmak demekti.
Uyumak için,onu anlamak gerekti.
Ümmet de Kur'an'a uyan ümmetti.
Kur'an'ı yaşamamak ne büyük delâletti.
Onu bilmemek ne büyük cehaletti.
Ondan bir ayet olsun içinde bulunmayan sîne,harâbe ev gibiydi.
Hikmetle dopdoluydu.
“Şüphesiz O, bizim kitabımızda ana kitapta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.”
“ bunlar iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli kitabın ayetleridir.”
Kutluydu.
“Sana indirdiğimiz bu kitap, kutludur, ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar öğüt alsınlar.”
Uluydu.
“Doğrusu sana vahyedilen bu kitap, Levhi-i Mahfuz'da sabit, şanı ulu bir Kur'an'dır.
Muştuydu.
“Müninlere yol gösterici ve mujdecidir.”
Nurdu.
“Size açık bir nur (Kur'an) indirdik.”
Öğüttü.
“Andolusun ki, Kur'an'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?”