Garpzedeler, Celâl Âl-i Ahmed’in Batı’yı yalnızca teknik ve ilerleme modeli olarak değil, kültürel bir hastalık olarak ele aldığı sarsıcı bir deneme kitabıdır. Yazar, “garpzede” kavramıyla Batı’yı körü körüne taklit eden, kendi tarihini, inancını, dilini ve üretim ahlakını yitirmiş Doğu toplumlarını tarif eder. Batı’dan gelen etkinin bir “medeniyet alışverişi” değil, kimlik erozyonu yaratan bir veba olduğunu savunur.
Kitapta modernleşme, sanayileşme ve teknolojiye karşı çıkış değil; bunların yerli irade ve düşünce süzgecinden geçirilmeden ithal edilmesine yönelik sert bir eleştiri vardır. Âl-i Ahmed’e göre Batı, Doğu’yu sadece ekonomik olarak değil, zihinsel olarak da sömürür; yerel üretimi yok eder, bireyi köksüzleştirir ve toplumları edilgen tüketicilere dönüştürür.
Deneme boyunca entelektüeller, bürokratlar ve aydın sınıf özellikle hedef alınır. Yazar, bu kesimin halktan koptuğunu, Batılı kavramları kutsallaştırdığını ve kendi toplumuna yabancılaştığını vurgular. Garpzedeler, bu yönüyle yalnızca siyasi değil, ahlaki ve kültürel bir muhasebe metnidir.
Kısa ama yoğun bir dille yazılan eser, Doğu-Batı ilişkisini yeniden düşünmeye çağırır. Kimlik, gelenek, üretim ve bağımsızlık meseleleri üzerinden okuru rahatsız eden sorular sorar. Bu nedenle kitap, sadece İran toplumuna değil, Batı karşısında benzer kırılmaları yaşayan tüm toplumlara hitap eden evrensel bir eleştiri niteliği taşır.