Bozkır birden çiçeklenmiş, kımıldamış, karanlıkları kovmuştu sanki. Ve bu engin bozkırda ben iki aşık görmüştüm. Beni fark etmiyorlardı bile. Sanki ben orada değildim.
Kaç defa yarı yola geldiğim zaman kuvvetim iyice iyice tükenmiş, çuvalın sırtımdan kaymasına engel olamayacağımı anlamış ve çuvalla beraber aşağıya yuvarlanmak istemişimdir. Ama, arkamdan gelenler vardı ve onlar da çuval taşıyordu, onlar da benim yaşımda olan çocuklar ya da benim gibi çocukları olan asker karılarıydı. Eğer savaş olmasaydı, bunlara böyle ağır yükleri taşıtırlar mıydı? Kadınlar da bu ağır işleri yaptıklarına göre benim isyan etmeye hakkım yoktu.
Biz bu buğdayı tâ nerelerden beri sırtımızda taşıyoruz. Kadınlar, ihtiyarlar, çocuklar biçiyor, öğütüyor ve taşıyor buğdayları. Kadınlar hep iki büklüm olarak yakıcı orakları sallamakta, çocuklar minik elleriyle yere düşen her başağı toplamaktadır...