Eskiden çocuklara akıl çağına geldiklerinde çok şey öğretilirdi, boşuna akıl çağı denmezdi. Büyüdüklerinde işlerine yarayacak şeyler öğretilirdi, çünkü her çocuğun bir gün gelip yetişkin olacağı hiç unutulmazdı. Şimdi öyle değil, şimdi daha ziyade yetişkinler yaşlanıncaya kadar çocukmuş gibi yapılıyor, üstelik de ahmak ve ödlek birer çocukmuş gibi. Bu yüzden her yerde bu kadar aptallık var.
İnsan çizginin öteki tarafına geçmişse haklıymış değilmiş, fark etmez, mesele kafasına koyduğunu yapmak, kazanmak, boyun eğdirmek ve hakimiyet kurmaktır sadece.
İnsan bazen ne yapmak istediğini ya da ne yapması gerektiğini, hatta ne yapmayı düşündüğünü veya neyi yapacağının neredeyse kesin olduğunu bilir, ama ayrıca birilerinin bunu söylemesine, doğrulamasına, tartışmasına ya da onaylamasına ihtiyaç duyar; bir bakıma sorumluluğu bir ölçüde üstünden atmak ya da hafifletmek veya paylaşmak için bir taktiktir bu, her ne kadar yalandan da olsa; çünkü insan yaptığını tek başına, onu ikna eden, aklını çelen, cesaretlendiren ya da onaylayan, hatta görevlendiren veya ona emir veren kişiden bağımsız olarak yapar.