Modern beklentilerin ve modern etik duyguların temelinde, savaşın -durdurulamaz olsa bile- bir sapkınlık olduğu inancı; barış içinde yaşamanın -erişilemez bir hedef olsa bile- esas kuralı temsil ettiği düşüncesi yatmaktadır. Fakat bu saptama elbette tarih boyunca savaşa bu şekilde yaklaşıldığına işaret etmez. Çünkü tarihte hep barış istisna, savaş da kural olagelmiştir.
Militanın bakış açısıyla, kimlik her şeydir. Ve bütün fotoğraflar, altlarına eklenen yazılar ya da üstlerine konan başlıklarla açıklanmayı veya çarpıtılmayı beklerler.
Yetenekler, toplumsal geleneklerle koşullandırılır. Oysa gelenek, insan toplumlarınca yaratıldığından ve insanca ve ussal yollardan aktarıldığından, durağan ve değişmez değildir; toplum, yeni koşullara ayak uydurduğu sürece, sürekli olarak değişir. Gelenek, belirli .sınırlar içinde insanı, davranışlarını yönelterek, biçimlendirir; ama aynı güçte bir başka gerçek de, gelenekleri insanların yaptığıdır. Demek ki, daha da derin bir seziyle, inancımızı yineleyebiliriz: "İnsanı insan yapan, insandır."