Galip Paşa toplulukta hazır bulunuyordu. Kendisine dedim ki:
"Paşa, bu her zamandan çok himmet, hamiyet ve gayret zamanıdır. Millet yaşamak ve bağımsızlığını korumak uğruna kan ve ateş içinde çırpınıyor. Böyle bir zamanda herkes, vatanın selameti ve kurtuluşu için varlığını feda etmelidir. Sen ise, teessüfle görüyorum ki, servetçe senden çok aşağı durumda olanlara fena bir örnek olmakta devam ve ısrar ediyorsun. Kaldı ki ben senin geçmişini de ve seni de pek iyi biliyorum. Haksız bir davayı kazanmak için onbinlerce lira rüşvet veren bir adamsın. 50 lira gibi az bir parayı İstanbul birahanelerinde, Bursa'da bir gecede harca yan hovarda bir insansın. Vatan uğrunda bu cimriliğin hayret ve nefrete şayan değil midir?" Galip Paşa bu sözlerime çok sinirlendi.
Fakat bunu belli etmemeye çalışarak şu yanıtı verdi:
"Beyim bu bir yardımdır. Ve yardım da arzuya ve isteğe bağlıdır. Ve ben de fazlasını veremem."
Galip Paşa'nın bu sözüne fena halde kızdım ve hemen yanımda duran adamlarıma kendisini tevkif edip götürmelerini emrettim. Paşa telaş ve korku içinde dışarı çıkarıldı. Bir gece hapiste kaldı. Ertesi sabah erkenden kendisinin işlerine bakan bir adam beni gelip gördü ve Paşanın namına 5 bin lirayı teslim etti. Bu parayı aldım. Adamına bir makbuz verdim. Bunun üzerine Paşanın da serbest bırakılmasını bildirdim