Evet, bu tarz kitaplar her çağın en önemli kişileri, okurları, devlet adamları ve düşünürleri tarafından yazılmıştır. Bunların hepsi emrinize amadedir ve hayat çok kısadır. Daha önce sıkça duyduğunuz gibi, hiç bu kısa hayatı ve olanaklarını ölçüp biçtiniz mi?
Bunu okursanız ötekini okuyamayacağınızı ve bugün
kaybettiğinizi yarın kazanamayacağınızı biliyor musunuz? Kraliçelerle veya krallarla konuşabilmeniz mümkünken, gidip hizmetçinizle veya seyisinizle çene mi çalacaksınız? Ya da her diyardan ve zamandan seçilmiş, gelip geçen günler kadar çok, dünya kadar kalabalık bu aziz insan topluluğunu barındıran şu ebedi sarayın kapıları size her zaman açıkken, sırf dikkat çekmek ve saygı duyulmak uğruna sıradan bir topluluğa girebilmek için itişip kakışmanızla böbürlenecek misiniz? Halbuki bu saraya her zaman girebilir, arzu ederseniz dostlar edinebilirsiniz. Bir kez buraya adım attıktan sonra rızanız olmadan kimse sizi kapı dışarı edemez. Asilliğinizin derecesi, orada kurduğunuz dostlukların asaletiyle belirlenecektir ve canlılar topluluğunda erişmek istediğiniz mertebeye olan samimiyetiniz, ölüler topluluğunda eriştiğiniz mertebeyle ölçülecektir.
Farz edin ki yüzlerini hiç görmeyeceksiniz.Bakanın veya prensin odasında bir perdenin arkasındasınız.Perdenin arkasına geçmeniz yasak olduğu halde onları dinlemek istemez miydiniz? Perde kitap gibi iki yerine dörde katlansa ve siz bunun içinde olsanız yalnız gündelik konuşmaları değil en bilge kişilerin çalışılmış, kararlaştırılmış, seçilmiş konuşmalarını dinleyebilirsiniz. Siz dinleyiciler bu onurlu ve mahrem meclisi hor görüyorsunuz!
Kuşkusuz, dostluk, bireyleri ilgilendiren dostluk
boş bir şeydir ve okuma da bir dostluktur. Ama en
azından samimi bir dostluktur ve bir ölüye, olmayan
birine hitap etmesi, ona yansız, neredeyse dokunaklı
bir hava verir. Dahası bu, tüm diğer dostlukları çir-
kinleştiren her şeyden azade bir dostluktur. Biz ha-
yatta olanlar, hepimiz sadece henüz göreve başlama-
mış ölüler olduğumuzdan, tüm bu kibarlıklar, evin
girişinde gösterilen, adına hürmet, minnet, fedakarlık
dediğimiz ama içine onca yalan karıştırdığımız tüm
bu selamlamalar kısır ve yorucudur.