Yeni doğmuş çocuk kakası, hüthüt yumurtası, dövülüp ezilmiş kırlangıç gagası, yarasa derisi, farenin gerisi, üç yüz pirenin ezilip zerrin nigâr tohumu ve nöbet şekeriyle karıştırılarak saf macun halinde yenmesi... Hangi birini anlatayım?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Zavallı Ali Bekir zanneder ki her diyarda hayat böyledir. Her memleketin insanları böyle yazın sıcağında, kışın soğuğunda çalışırlar. Bulgur çorbası içip yatarlar. Birkaç günde bir sıtma nöbetiyle titreyip yanarlar. Yiyecek bir şey olmadığı vakitler sızlanınca analarından, babalarından dayak yerler. Evet, bahtsız oğlan, fakir bir köylünün dokuzuncu çocuğu olarak dünyaya gelmek safletini, hayatın umumi şekli sanırdı.
İnsanlar kendilerinde olmayan bir erdemin başka birinde var olabileceğine akıl erdiremiyorlardı. Birinin zayıf olduğunu hayal etmek, onun güçlü olduğuna inanmaktan çok daha kolaydı.