Bakışma aşk romanlarında öyle aşırı kullanılmıştır ki sonunda saygınlığını tamamen yitirmiştir. Artık iki kişinin birbirini bakışarak sevdigini söylemeye güçlükle cesaret edebiliyor. Yine de insanlar birbirlerini bu yolla hem de sadece bu yolla severler.Geride kalan geride kalandır ve arkadan gelir.Hiçbir şey iki ruhun bu kıvılcımın yarattığı bu sarsıntıya kapılmalarından daha gerçek olamaz.
Gerçekten de,her şey oradaydı ve bundan başka ne istenebilirdi? Gezinmek için küçük bir bahçe ve düşlere dalmak için sonsuz boşluk.Ayaklarının altında ekip biçebileceği toprak,başının üzerinde inceleyebileceği ve düşünebileceği sonsuzluk; yerde birkaç çiçek ve gökte tüm yıldızlar.
Cahillere elinizden geldigince çok şey ögretin; toplum ücretsiz eğitim vermedigi için suçludur, kendi karanlığını kendi yaratıyor.Günah karanlık ruhlarda işini kolayca görür.Suçlu günahı işleyen degil, karanlığı yaratandır.
Mümkün olduğunca az günah işlemek insanın yasasıdır.Hiç günah işlememek meleğin düşüdür.Dünyevi olan her şey günaha boyun eğer.Günah yerçekimine benzer..
"İnsanın zihninde gizli olan madenleri kazması için bir bahtsızlık yaşaması gerekiyor; Barutu parlatmak için basınç gerekiyor.Hapis sağda solda salınan tüm yetilerimi bir noktada toplayıp birbirleriyle çarpışmalarını sağladı ve bildiğiniz gibi bulutların çarpışmasıyla elektriklenme oluşur,elektriklenmeden şimşek,şimşekten de aydınlık doğar." dedi kahramanımız Başrahip Faria...