Gizemnur Çetin

Gizemnur Çetin
@Gizemnurc
Puan vermedi·68 syf.··
2025 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 14:22
Kısacık ama içi dolu bir anlatı. "Cafe Esperanza" sadece Fransa'da bir kafe değil. Cafe Esperanza her yerde. Akıp giden sel olmuş bir hayatın içindeki bir durak değil Cafe Esperanza. Durağan hayatın ta kendisi. O yüzden her yerde ya zaten. Zaman ve mekandan bağımsız. Orada işte, varolma hali gibi. Ali Teoman bu anlatıda "Hayata fırlatıldık." hissini uyandırdı bende. Var olmanın acısını, hayatın anlamsızlığını tam da o anlamsızlık içinde vermiş. (Bunlar benim şahsi çıkarımlarım, bambaşka bir yerden de alımlanabilir bu kitap.) Büyük anlatılar seven, dünyayı değiştiren büyük kahramanları arayan, favorisi klasik eserler olan okuyucular sevmeyecektir.
Café EsperanzaAli Teoman · Yapı Kredi Yayınları · 2020140 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·309 syf.··
2025 1. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 21:26
Faulker'in daha önce de Ses ve Öfke romanını okumuş çok iyi bir kurgu ustası olduğunu düşünmüştüm. Teknik açıdan kusursuz, karmaşıklığı ile okuyucusuna iz süren bir dedektifin aldığı lezzeti veren yazar Kurtar Halkımı Musa romanında da aynı teknik kusursuzluğa ulaşmasının yanında bilge bir insan olduğunu da duyuruyor. Birbirine bağlı 7 öyküden oluşan roman zenci-beyaz ilişkisi üzerinden kölelik kavramını, insan-doğa ilişkisi üzerinden doğa katliamını sorguluyor. Romanda düzene ayak uydurup giden pek çok karakterin içinde Musa rolünde İke Amca mevcut düzeni kabul etmeyerek toprağa sahip olunamayacağının farkında olarak üzerine kalan tüm malları reddediyor. Romanın en başarılı bölümü olan 'Ayı' öyküsünde vahşi doğanın kendi içinde akıp gidişini inanılmaz bir şiirsellik içinde aktaran Faulkner'a hayran olmamak elde değil. Faulker bu romanında adeta kendi ataları ile hesaplaşıyor ve hayatlarından koparılıp köleleştirilen zenci halka hakkını teslim ediyor. Roman boyunca geçen uzun yıllar içinde zencilerle beyazların evlilikler ve yasak ilişkiler yoluyla nasıl birbirlerine karıştığını görüyoruz. "Karışan kanlar sonucunca kim daha beyaz, bu topraklar asıl kimin hakkı?" soruları roman boyunca yankılanıyor. Roman, Güney Amerika'nın malı olmaktan çıkıyor. İnsan ilişkilerini karmaşıklığı ve mülkiyet hakkının eleştirisi tüm dünyada yıllar boyunca düşünülmüş ve tartışılmış kavramlar ve bu kavramlar Kurtar Halkımı Musa'yı tüm dünyaya mâl ediyor. Burada Faulkner'in bilgeliğine bir kez daha değinmekten kendimi alamıyorum. İnsanın kendini gördüğü o üst noktadan doğaya sahip olup ona hükmedebileceği sanrısına kapılması ve bu hakimiyet duygusu ile hayvanlara, doğaya ve kendinden aşağıda gördüğü insanlara hükmetme hakkını kendinde görmesini yazar çok iyi yakalamış ve aktarmış, bize de
Kurtar Halkımı MusaWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2019135 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 1. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2024 18:11
İktidarın arkasındaki iktidarsızlığın başkan babamızın her daim bağlı ve sarılı duran hayalarındaki fıtıkla sembolleştirildiği, iktidarsızlığını tıpkı yüzlerce kadınla yatıp sayısız piç doğurtarak sakladığı gibi çeşitli zulümlerle halkından saklayan, gücünün ve güçsüzlüğünün farkında bir hükümdarın yaşamla olan mücadelesini okuyoruz bu kitapta. Zamana hükmeden, güneşin doğuş ve batışını kendi iradesiyle değiştirebilen, ölüp tekrar dirilen, yüzyılı aşan yönetiminde defalarca kez erki kaybedip her seferinde küllerinden tekrar doğup daha da zorbalaşan, Mesih gibi şifalı elleriyle cüzzamlıların ve körlerin yaralarını iyileştiren, halkın içinde korkusuzca gezen bir hükümdarken zorbalığının pençesi altında ezilen insanlardan duyduğu korkuyla sarayının gölgeleri arasına gizlenen, dünyadaki tek avuntusu olan denizi bile satarak kendi ölümünü muştulayan, evvelden ezele yaşadığı için ona yüzyıldır alışmış halkına öleceği korkusunu yaşatan, sarayında teklifsizce dolaşan ineklerle dolaplara, odalara sığmayan kesik insan başları arasında ölüm ile yaşam arasında gidip gelen, zamanın ve mekanın çok ötesindeliğiyle okuyucusuna dünya üzerinde gelmiş geçmiş tüm tiran hükümdarları hatırlatan, çok yaşa general nidaları arasında yüzyılını deviren sevgili büyüğümüz başkan babamızın sonbaharı. Usta yazar tanımını sonuna kadar hakeden Marquez'in inanılmaz kurgu gücüne ve tekniğine şaşmamak elde değil. Sayfalarca süren bir cümle boyunca virgüller arasında anlatıcı ve zaman değiştiren yazar okuruna oynadığı oyunlarla onu bir masal aleminin içine çekiyor. İmkansız gibi görünen her şeyi mümkün hale getiren Marquez, başkanın yönetimindeki tüm saçmalıklarının arkasında bir mantık olduğunu hissettiriyor okura. Yaptığı zorbalıklarla bize hem çok yakın hem de kendisinden ve yaşamından bu kadar
Edebiyat
Başkan Babamızın SonbaharıGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20221,409 okunma