Gökhan YILDIZ

Gökhan YILDIZ
@Gkhn_yldz
Sınıf Öğretmeni (MEB)
RİZE
70 okur puanı
Ekim 2022 tarihinde katıldı
Yazımı geliştirebilmek için yorumlarsanız sevinirim.
"Tecrübe insanları hatalarına verdiği addır," der Oscar Wilde. Doğruluk payı mutlaka vardır. Ama tecrübe sadece hatalarımızı kapsamaz. Yaptığımız doğrularımızı da kapsar. Çünkü bir insanın ömrü boyunca hata yapması imkânsızdır. Kıyıda köşede yapmış olduğu doğruları da muhakkak mevcuttur. Fakat insanlar olarak bizler acılarımızdan beslendiğimiz için hatalarımıza yoğunlaşırız ve hatalarımızda takılıp kalırız. Bu hatalarımızın sonucunda keşkelerimiz oluşur. En azından benim için bu böyledir. Keşkelerimize takılma nedenimiz; geleceğe dönük umut beslememizdir. Kısacası hayattan son bir şarkı isteyişimizdendir. Hayat belki verir belki vermez bilinmez. Burada asıl olan, hayatın bize son bir şarkı vermesi için gösterdiğimiz çabadır. Bu çabayı da hepimiz gösteremeyiz. O çabayı göstermek için tecrübelerimize ihtiyaç duyarız. Ama sadece hatalarımızdan kaynaklı oluşan tecrübelerimize değil, yaptığımız doğrularıda göz önüne almalıyız. Şöyle düşünelim: Kalbimizle aklımızın oluşturduğu terazimizin bir kefesine doğrularımızı diğer bir kefesine keşkelerimizi yani hatalarımızı koysak çoğumuzun keşkeleri ağır basar. Burada önemli olan doğrularımızın önemini görebilmektedir. Keşkelerimiz ne kadar ağır geliyor olsa da dibe vurmamızı engelleyen doğrularımızda vardır. İki kefeyi dengeleyebilen veya doğrularının bulunduğu kefesi ağır basan insanlar tecrübeli insanlardır. Onu da şöyle bir benzetme ile aktaracak olursak: Tecrübeli insanı içi dolu bir torbaya tecrübesiz bir insanı ise içi boş ve dümdüz duran bir torbaya benzetelim. İçi dolu olan torba karşılaştığı rüzgara göğüs gerebilecekken içi boş ve dümdüz olan torba rüzgara kapılıp gidecek. Burada önemli olan rüzgarın şiddetidir. İçin ne kadar dolu olsa da seni yıkabilecek rüzgârlar olacaktır. Aslolan rüzgârı kabullenerek kendini ona
Edebiyat
Zeynep Kıratlı isimli okura yanıt verildi
Gökhan YILDIZ
Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim dikkate alacağım 😊
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yazımı geliştirebilmek için yorumlarsanız sevinirim.
"Tecrübe insanları hatalarına verdiği addır," der Oscar Wilde. Doğruluk payı mutlaka vardır. Ama tecrübe sadece hatalarımızı kapsamaz. Yaptığımız doğrularımızı da kapsar. Çünkü bir insanın ömrü boyunca hata yapması imkânsızdır. Kıyıda köşede yapmış olduğu doğruları da muhakkak mevcuttur. Fakat insanlar olarak bizler acılarımızdan beslendiğimiz için hatalarımıza yoğunlaşırız ve hatalarımızda takılıp kalırız. Bu hatalarımızın sonucunda keşkelerimiz oluşur. En azından benim için bu böyledir. Keşkelerimize takılma nedenimiz; geleceğe dönük umut beslememizdir. Kısacası hayattan son bir şarkı isteyişimizdendir. Hayat belki verir belki vermez bilinmez. Burada asıl olan, hayatın bize son bir şarkı vermesi için gösterdiğimiz çabadır. Bu çabayı da hepimiz gösteremeyiz. O çabayı göstermek için tecrübelerimize ihtiyaç duyarız. Ama sadece hatalarımızdan kaynaklı oluşan tecrübelerimize değil, yaptığımız doğrularıda göz önüne almalıyız. Şöyle düşünelim: Kalbimizle aklımızın oluşturduğu terazimizin bir kefesine doğrularımızı diğer bir kefesine keşkelerimizi yani hatalarımızı koysak çoğumuzun keşkeleri ağır basar. Burada önemli olan doğrularımızın önemini görebilmektedir. Keşkelerimiz ne kadar ağır geliyor olsa da dibe vurmamızı engelleyen doğrularımızda vardır. İki kefeyi dengeleyebilen veya doğrularının bulunduğu kefesi ağır basan insanlar tecrübeli insanlardır. Onu da şöyle bir benzetme ile aktaracak olursak: Tecrübeli insanı içi dolu bir torbaya tecrübesiz bir insanı ise içi boş ve dümdüz duran bir torbaya benzetelim. İçi dolu olan torba karşılaştığı rüzgara göğüs gerebilecekken içi boş ve dümdüz olan torba rüzgara kapılıp gidecek. Burada önemli olan rüzgarın şiddetidir. İçin ne kadar dolu olsa da seni yıkabilecek rüzgârlar olacaktır. Aslolan rüzgârı kabullenerek kendini ona
Edebiyat
Sibel isimli okura yanıt verildi
Gökhan YILDIZ
Çok doğru. Tecrübe yaşamımız da paha biçilemez bir noktada yer alır.
Yazımı geliştirebilmek için yorumlarsanız sevinirim.
"Tecrübe insanları hatalarına verdiği addır," der Oscar Wilde. Doğruluk payı mutlaka vardır. Ama tecrübe sadece hatalarımızı kapsamaz. Yaptığımız doğrularımızı da kapsar. Çünkü bir insanın ömrü boyunca hata yapması imkânsızdır. Kıyıda köşede yapmış olduğu doğruları da muhakkak mevcuttur. Fakat insanlar olarak bizler acılarımızdan beslendiğimiz için hatalarımıza yoğunlaşırız ve hatalarımızda takılıp kalırız. Bu hatalarımızın sonucunda keşkelerimiz oluşur. En azından benim için bu böyledir. Keşkelerimize takılma nedenimiz; geleceğe dönük umut beslememizdir. Kısacası hayattan son bir şarkı isteyişimizdendir. Hayat belki verir belki vermez bilinmez. Burada asıl olan, hayatın bize son bir şarkı vermesi için gösterdiğimiz çabadır. Bu çabayı da hepimiz gösteremeyiz. O çabayı göstermek için tecrübelerimize ihtiyaç duyarız. Ama sadece hatalarımızdan kaynaklı oluşan tecrübelerimize değil, yaptığımız doğrularıda göz önüne almalıyız. Şöyle düşünelim: Kalbimizle aklımızın oluşturduğu terazimizin bir kefesine doğrularımızı diğer bir kefesine keşkelerimizi yani hatalarımızı koysak çoğumuzun keşkeleri ağır basar. Burada önemli olan doğrularımızın önemini görebilmektedir. Keşkelerimiz ne kadar ağır geliyor olsa da dibe vurmamızı engelleyen doğrularımızda vardır. İki kefeyi dengeleyebilen veya doğrularının bulunduğu kefesi ağır basan insanlar tecrübeli insanlardır. Onu da şöyle bir benzetme ile aktaracak olursak: Tecrübeli insanı içi dolu bir torbaya tecrübesiz bir insanı ise içi boş ve dümdüz duran bir torbaya benzetelim. İçi dolu olan torba karşılaştığı rüzgara göğüs gerebilecekken içi boş ve dümdüz olan torba rüzgara kapılıp gidecek. Burada önemli olan rüzgarın şiddetidir. İçin ne kadar dolu olsa da seni yıkabilecek rüzgârlar olacaktır. Aslolan rüzgârı kabullenerek kendini ona
Edebiyat
Şeyma R.GZN... isimli okura yanıt verildi
Gökhan YILDIZ
Teşekkür ederim dikkate alacagim🙏🙏
Önsöz
Aklı başında olan herkes, insan gözünün iki nedenden dolayı şaşkınlık geçirdiğini ve iyi göremediğini bilir. Birinci neden, insanın aydınlıktan karanlığa çıkmasıdır. Bu, beden gözü için olduğu kadar akıl gözü içinde önemlidir. Bu gerçeği idrak eden kişi, kafası karışmış ve görüşü zayıflamış bir kişiyle karşılaştığında onun durumuna gelmemeli ve şu soruyu sormalıdır: Bu adamın gözü daha aydınlık bir dünyadan geldiği için mi alışkın olmadığı karanlığı yadırgamaktadır, yoksa karanlıktan aydınlığa geçtiğinde karşılaştığı yoğun ışıktan dolayı mı körleşmiştir? Bunların ilki mutlu olunacak ve beğenilecek, ikincisi ise acınacak bir durumdur, zira karanlığı yadırgayan göz, aydınlık bir dünyadan gelmiş demektir. Dolayısıyla ona gülen kişinin asıl kendisi gülünç duruma düşer, ama karanlıktan aydınlığa geçtiği için iyi göremeyen bir kişi başkalarının onu gülmesini hak etmiştir. Eflatun, Devlet
Edebiyat
《My Books World》 isimli okura yanıt verildi
Gökhan YILDIZ
Çok doğru. İnsanlığımızı sorgulamamızı sağlayacak bir kitap. Teşekkürler...
Yazımı geliştirebilmek için yorumlarsanız sevinirim.
"Tecrübe insanları hatalarına verdiği addır," der Oscar Wilde. Doğruluk payı mutlaka vardır. Ama tecrübe sadece hatalarımızı kapsamaz. Yaptığımız doğrularımızı da kapsar. Çünkü bir insanın ömrü boyunca hata yapması imkânsızdır. Kıyıda köşede yapmış olduğu doğruları da muhakkak mevcuttur. Fakat insanlar olarak bizler acılarımızdan beslendiğimiz için hatalarımıza yoğunlaşırız ve hatalarımızda takılıp kalırız. Bu hatalarımızın sonucunda keşkelerimiz oluşur. En azından benim için bu böyledir. Keşkelerimize takılma nedenimiz; geleceğe dönük umut beslememizdir. Kısacası hayattan son bir şarkı isteyişimizdendir. Hayat belki verir belki vermez bilinmez. Burada asıl olan, hayatın bize son bir şarkı vermesi için gösterdiğimiz çabadır. Bu çabayı da hepimiz gösteremeyiz. O çabayı göstermek için tecrübelerimize ihtiyaç duyarız. Ama sadece hatalarımızdan kaynaklı oluşan tecrübelerimize değil, yaptığımız doğrularıda göz önüne almalıyız. Şöyle düşünelim: Kalbimizle aklımızın oluşturduğu terazimizin bir kefesine doğrularımızı diğer bir kefesine keşkelerimizi yani hatalarımızı koysak çoğumuzun keşkeleri ağır basar. Burada önemli olan doğrularımızın önemini görebilmektedir. Keşkelerimiz ne kadar ağır geliyor olsa da dibe vurmamızı engelleyen doğrularımızda vardır. İki kefeyi dengeleyebilen veya doğrularının bulunduğu kefesi ağır basan insanlar tecrübeli insanlardır. Onu da şöyle bir benzetme ile aktaracak olursak: Tecrübeli insanı içi dolu bir torbaya tecrübesiz bir insanı ise içi boş ve dümdüz duran bir torbaya benzetelim. İçi dolu olan torba karşılaştığı rüzgara göğüs gerebilecekken içi boş ve dümdüz olan torba rüzgara kapılıp gidecek. Burada önemli olan rüzgarın şiddetidir. İçin ne kadar dolu olsa da seni yıkabilecek rüzgârlar olacaktır. Aslolan rüzgârı kabullenerek kendini ona
Edebiyat
Pınar isimli okura yanıt verildi
Gökhan YILDIZ
Çok teşekkür ederim. Yorumunuz için minnettarım. Kesinlikle dikkate alacağım.