Yazar bu kitapta kendi depresyonundan yola çıkarak bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Basit öz eleştiriler yapıyor; başına gelenleri, yaptığı hataları samimiyetle paylaşıyor. Artık eski yöntemleri işe yaramadığı için yeni bir arayışa giriyor ve bu süreçte keşfettiği yolları biz okurlarla da paylaşıyor. Günümüz bilimi ve modern tıbbın çoğu zaman dayattığının aksine, depresyonun tek bir tedavisi olmadığını —yalnızca ilaç kullanmakla sınırlı kalamayacağını— vurguluyor. Aslında bu sorunun bireysel problemlerden çok, toplumsal dinamiklerden de beslendiğini gösteriyor. Bu gerçeğin peşine düşerken yaşadıklarını; karşılaştığı sıradan insanları, depresyon hastalarını ve bu alanda çalışan akademisyenlerin çalışmalarını aktararak, konuya farklı bir perspektiften yaklaşmamızı sağlıyor.
Büyük bir kriz karşısında verilecek yanıt eve gidip ağlamak değil. Bahisleri artırmak. İmkânsız görünen bir talepte bulunmak ve o talep gerçekleşinceye kadar yılmamak.
Rahatsızlık hissettiğin için deli değilsin. Arızalı değilsin. Kusurlu değilsin. Bazen de Doğulu filozof Jiddu Krishnamurti'den alıntı yapıyor: "Hasta bir topluma iyi uyum sağlamış olmak sağlık ölçütü değildir."