Tutuyordum elini... Çünkü bir uçurumun kenarında duruyorken ve bilinmezliğe adım atmanın doğru olup olmadığını düşünürken başım döndüğünde tutunabileceğim yerdeydi. Ben kendimi sevmezken o beni seviyordu. Bana ve çevremdeki her insana yetecek kadar geniş, sıcak, kuşatıcı bir sevgisi vardı. Beni benden almıyordu, bana katılıyordu.
Böyle bir şeyin olabileceğine inanamazdım. Ne bir kan bağımız vardı ne de ortak bir geçmişimiz... Ama bin yıldır bu ânı bekliyorduk. Sanki yürüyen, yaşayan heykellerden oluşmuştuk, şimdi can veriyorduk birbirimize. Keşke o anda donup kalsaydık ve hiç yaşamasaydık bir daha...
Yaşadığım tek bir yıl, bütün yaşamımı tutuklamış, ben onları sandıklarda tutsak ettiğimi düşünürken onlar benim sonradan yaşadığım tüm yıllarımı tutuklamışlardı.