Bir ömrü, bir aşka adamanın ne kadar muhteşem bir yanlış olduğu basit bir cinayetle kanıtlanmıştı işte. Nüzhet ölmüş, aşk bitmişti. Öyle mi? Sahiden de bitmiş miydi? Kurtulmuş muydum o anlamlı illetten? İnsan ruhunun yarattığı o görkemli hastalık, böyle kolayca geçer miydi? Eğer öyleyse, içimde büyüyen bu sancıya ne demeli, benliğimi ele geçirmeye çalışan bu karamsarlığa, bu boşluğa, bu hiçlik duygusuna… Çünkü o aklımın ve kalbimin sultanıydı. Sultanı olmayan bir kul kendi başına nasıl yaşayabilir ki? Bu mümkün mü?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu kadının sertliğini, uyandırdığı tutkulu duygularla birlikte unutmaya çalışsan daha mutlu olmaz mıydın? Hayat bana düşmanlık besleyip yapılan hataları kaydederek harcanamayacak kadar kısa geliyor. Bu dünyada hepimiz kusurlarla yüklüyüz ve bu da çok normal. Ama inanıyorum ki gün gelecek bunların hepsini bir gün çürüyecek olan bedenimizde bırakabileceğiz. Alçaklık ve günah bu hantal bedenlerimizle birlikte üzerimizden kalkacak ve sadece ruhun kıvılcımı kalacak. Işığın ve düşüncenin elle tutulmayan ilkesi, varlığa ilham vermek için Yaradan’dan ayrıldığı kadar saftır. Nereden geldiyse oraya dönecek. Belki solgun insan ruhundan aydınlanmak için meleklerin ruhuna dönüşecek. Ama bunun tam tersi, yani insandan şeytana doğru bir bozulma asla olmayacak, değil mi? Hayır, buna inanamam. Benim başka bir inancım var. Hiç kimseden öğrenmediğim ve nadiren dile getirdiğim bir inanç. Ama benim hoşuma giden ve tutunduğum bir şey, çünkü herkese umut veriyor. Bu inanca göre sonsuzluk bir dinlenme yeri; kudretli bir ev, korku salan bir uçurum değil. Üstelik bu inanç sayesinde suçlu ve suç arasındaki ayrımı açıkça yapabiliyorum. Suçluyu içtenlikle affedebilirim ama suçtan nefret ederim. Bu inanç sayesinde içimi intikam duygusuyla doldurmam, itibarsızlık beni asla çok derinden etkilemez, haksızlık beni asla aşağılara çekmez. Ben sakin bir yaşam sürer, sona bakarım.
İnsanın kusurlu doğası böyleydi işte! En temiz gezegenin yüzeyinde bile leke vardır ve Miss Scatcherd gibilerin gözleri sadece yüzeydeki minik kusurları görür, bütünün parlaklığını göremez.