Gazetelerden milyonların katledilişini okudun. Oğlun gibi yüzlerce gencin, aynı şekilde, bile bile ölüme yollandığını gördün, hem de hiç bilmedikleri ülkelerde, tanımadıkları insanların canını, toprağını, dilini, kimliğini elinden almak için gönderildikleri bir savaş sırasında. Tüm bunları gördün ve duydun! Şimdi nasıl oluyor da, “benim, kimseye zararım olmadı,“ diye övünüyorsun?
Sen ve senin gibiler! Nasıl oldu da kimselere zarar vermeden öylece durabildiniz onca zulmün ortasında?
O küçük dünyandan kafanı kaldırmadan, karından, oğullarından, kendinden başkasını düşünmeden, nasıl uyuyabildin geceleri, kabuslar görmeden?
Söylesene!
Nasıl oldu da kimselere zarar vermeden geçirebildin koca bir ömrü?
Hiç mi görmedin? Hiç mi duymadın? Hep mi unuttun?
Sağından, solundan oluk oluk kötülük akarken sen damlasına dahi değmeden nasıl bu kadar zararsız kalabildin? Vahşetin, kıyametin, haksızlığın, arsızlığın bir birbirine karıştığı bir ortamda, kana, katrana, kire, cerahate bulanmış insanların yanından nasıl geçip gidebildin ellerini hiç kirletmeden?
Nasıl oldu da sen ve senin gibiler, yeryüzünün cehennemi gözlerinin önündeyken gökyüzünün cennetini düşleyebildi?