GmzY

İşte insanların aptallığına mükemmel bir örnek: Talihimiz biraz ters gidince, ekseriye kendi kusurlarımız yüzünden başımıza gelen felaketlerin mesuliyetini aya, güneşe, yıldızlara yükleriz: Sanki zaruretle cani oluruz; göğün tesiriyle ahmak, kürelerin üstün kuvvetiyle hilekar, hırsız ahlaksız oluruz; yıldızların cazibesine tutularak sarhoş, yalancı oluruz, ev bark yıkarız. İlahi bir tazyikle her türlü kabahati işleriz. Ateşli mizacını yıldızlara yüklemek, sefih için mükemmel bir kaçamak yolu!..
Alıntı
GmzY
Sîdar Ronahî tanıdık geldi mi?
Reklam
Zamanın nasıl geçıp gıttığını hıçbır zaman kolay kolay anlamamışımdır; başkaları zamanı geçip giden mevsimlerle, bir yılın sona ermesi ve ötekinin başlamasıyla ölçebiliyorlar ve bunu kabullenebiliyorlar, ama ben bunu onlar kadar kolayca kabul edemiyorum. Zamanım böyle geçip gitmesi bize aslında ne kadar güçsüz olduğumuzu, yaşamımızın büyük bölümünün nasıl pislikle sarmalandığını ve nasıl aptalca harcandığını gösteriyor. Zamanı bir cümleyle tanımlamaya çalıştığımızda bile dilimiz tutulur, öyle ki, bir özyaşamöyküsünü anlatırken 'On iki yıl yıl geçti' demek, özyaşamöyküsünün mantığına ters düşer. Nasıl olur da bunca zaman boyunca bu kadar az şey yaşanmış olur, zamanımız bizden nasıl alınıp götürülebilir? Aylar, haftalar, saatler; bedenimizin en güçlü olduğu, duyguların saldırısına en açık olduğu o en değerli yaşlarımız nasıl böyle anlamadan geçer? Genç Cuyler Goodwill, babam, on dört yaşından yirmi altı yaşına kadar, on iki yıl boyunca erken kalktı, bir kâse yulaf lapası yedi, günde dokuz buçuk saat çalıştığı taşocağına kadar yü-rüdü, günün sonunda ana-babasının soğuk ve yoksul evine dönüp erkenden yattı
Sayfa 34
GmzY isimli okura yanıt verildi
GmzY
Adem Bazı şehirler vardır. Sanki birileri bir durdurma düğmesine basmış da zamanı bu şehirde durdurmuş denir. Çoğunlukla ortaçağ havasını koruyan şehirler için söylenir. Benzer bir yorumu sizin için yapıyorum şimdi :) sanki siz kitap okurken birileri durdurma düğmesine basmış ve siz çokça kitapla tanışmış belki de çoğuyla arkadaş olmuşunuz 🙃 bu zamanı durdurma düğmesinin sizde hiç bozulmaması dileğiyle … daim olsun
Zamanın nasıl geçıp gıttığını hıçbır zaman kolay kolay anlamamışımdır; başkaları zamanı geçip giden mevsimlerle, bir yılın sona ermesi ve ötekinin başlamasıyla ölçebiliyorlar ve bunu kabullenebiliyorlar, ama ben bunu onlar kadar kolayca kabul edemiyorum. Zamanım böyle geçip gitmesi bize aslında ne kadar güçsüz olduğumuzu, yaşamımızın büyük bölümünün nasıl pislikle sarmalandığını ve nasıl aptalca harcandığını gösteriyor. Zamanı bir cümleyle tanımlamaya çalıştığımızda bile dilimiz tutulur, öyle ki, bir özyaşamöyküsünü anlatırken 'On iki yıl yıl geçti' demek, özyaşamöyküsünün mantığına ters düşer. Nasıl olur da bunca zaman boyunca bu kadar az şey yaşanmış olur, zamanımız bizden nasıl alınıp götürülebilir? Aylar, haftalar, saatler; bedenimizin en güçlü olduğu, duyguların saldırısına en açık olduğu o en değerli yaşlarımız nasıl böyle anlamadan geçer? Genç Cuyler Goodwill, babam, on dört yaşından yirmi altı yaşına kadar, on iki yıl boyunca erken kalktı, bir kâse yulaf lapası yedi, günde dokuz buçuk saat çalıştığı taşocağına kadar yü-rüdü, günün sonunda ana-babasının soğuk ve yoksul evine dönüp erkenden yattı
Sayfa 34
GmzY isimli okura yanıt verildi
GmzY
Adem okunacak çok güzel kitaplar var , zaman dediğimiz kavramı kitap okurken hissetmemeyi çok isterdim 🙃 akıp giden zaman olunca yakalamaya uğraşmak ya da bunun için hayıflanmak da belki yersiz. Yakalamak deyince de aklıma az önce bitirdiğim canlı maymun lokantası geldi :) orada düşünde bir canlıyı yakaladığını iddia eden bir karakter vardı hatırlarsınız belki. Belki de düşümüzde zamanı yakalıyoruzdur da farkında değilizdir ne dersiniz ? 🙃
Zamanın nasıl geçıp gıttığını hıçbır zaman kolay kolay anlamamışımdır; başkaları zamanı geçip giden mevsimlerle, bir yılın sona ermesi ve ötekinin başlamasıyla ölçebiliyorlar ve bunu kabullenebiliyorlar, ama ben bunu onlar kadar kolayca kabul edemiyorum. Zamanım böyle geçip gitmesi bize aslında ne kadar güçsüz olduğumuzu, yaşamımızın büyük bölümünün nasıl pislikle sarmalandığını ve nasıl aptalca harcandığını gösteriyor. Zamanı bir cümleyle tanımlamaya çalıştığımızda bile dilimiz tutulur, öyle ki, bir özyaşamöyküsünü anlatırken 'On iki yıl yıl geçti' demek, özyaşamöyküsünün mantığına ters düşer. Nasıl olur da bunca zaman boyunca bu kadar az şey yaşanmış olur, zamanımız bizden nasıl alınıp götürülebilir? Aylar, haftalar, saatler; bedenimizin en güçlü olduğu, duyguların saldırısına en açık olduğu o en değerli yaşlarımız nasıl böyle anlamadan geçer? Genç Cuyler Goodwill, babam, on dört yaşından yirmi altı yaşına kadar, on iki yıl boyunca erken kalktı, bir kâse yulaf lapası yedi, günde dokuz buçuk saat çalıştığı taşocağına kadar yü-rüdü, günün sonunda ana-babasının soğuk ve yoksul evine dönüp erkenden yattı
Sayfa 34
GmzY
Aklıma şu alıntım geldi #300647492
Gazetelerden milyonların katledilişini okudun. Oğlun gibi yüzlerce gencin, aynı şekilde, bile bile ölüme yollandığını gördün, hem de hiç bilmedikleri ülkelerde, tanımadıkları insanların canını, toprağını, dilini, kimliğini elinden almak için gönderildikleri bir savaş sırasında. Tüm bunları gördün ve duydun! Şimdi nasıl oluyor da, “benim, kimseye zararım olmadı,“ diye övünüyorsun? Sen ve senin gibiler! Nasıl oldu da kimselere zarar vermeden öylece durabildiniz onca zulmün ortasında? O küçük dünyandan kafanı kaldırmadan, karından, oğullarından, kendinden başkasını düşünmeden, nasıl uyuyabildin geceleri, kabuslar görmeden? Söylesene! Nasıl oldu da kimselere zarar vermeden geçirebildin koca bir ömrü? Hiç mi görmedin? Hiç mi duymadın? Hep mi unuttun? Sağından, solundan oluk oluk kötülük akarken sen damlasına dahi değmeden nasıl bu kadar zararsız kalabildin? Vahşetin, kıyametin, haksızlığın, arsızlığın bir birbirine karıştığı bir ortamda, kana, katrana, kire, cerahate bulanmış insanların yanından nasıl geçip gidebildin ellerini hiç kirletmeden? Nasıl oldu da sen ve senin gibiler, yeryüzünün cehennemi gözlerinin önündeyken gökyüzünün cennetini düşleyebildi? 
Everest·Kitabı okudu
KiTaPHaNe
GmzY
Tokat Tokat ! 👏