"Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında." Franz Kafka
Jose Saramago'nun Körlük, Kabil isimli kitaplarını okuduktan sonra yazara hayranlığım arttı ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş isimli kitabını merak ederek okumaya başladım. Bu kitapta yazar ölümsüz olsak yaşam nasıl olurdu düşüncesiyle yola çıkarak konuyu toplumsal, siyasi,ekonomik ve dini açıdan ince ince işlemiş.
Bilinmeyen ülkemizde bu sefer sorunumuz ölümün yeni yılın ilk dakikalarından itibaren insanların canını almaktan vazgeçmesi ...
Kitabı iki bölüme ayıracak olursak ilk bölümde ölümsüzlük başlangıçta ülkede büyük bir sevinç yaşanmasına sebep olmakta ancak yaşlı sayısının artması, hükümetin emekli maaşlarını ödemekte zorlanması, insanların yaşlılarına bakmakta zorlanması zamanla kaos yaşanmasına sebep olut, cenaze levazımatcıları, sigorta şirketleri, hastaneler,kilise işlevlerini yitirerek çaresizliğe kapılır. Huzurevlerinde yaş alan insanlar unutulmaya başlanmıştır ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildir.
Ölümsüzlüğü en büyük güç olarak düşünen insanlar ölümsüzlük karşısında yorgun düşerler, yaşlılarını komşu ülkenin sınırına götürerek ölüme teslim etmeye başlarlar. Bu süreçte kitapta maphia isimli örgütün insanların ölememesi sonucunda yaşadığı acıları kendi çıkarları için kullanmaya başladığını, yaşlıları hâla ölümün olduğu ülkelere götürerek ölüme aracılık etmeye başladığını, hükümetin de yine kendi çıkarı için maphia ile nasıl ortaklık yaptığını görmekteyiz.
Kitabın ikinci bölümünde işler değişir ve ölüm farklı bir metotla göreve başlar. Bu bölümde yazar ölümü tasvir ederek içimizden biri gibi yaşamımıza ortak eder.
Ölümü ve ölümsüzlüğü, ölümsüzlük karşısındaki insan davranışlarını, toplumsal sorunları, öleceği tarihi bilerek yaşayan insanları her açıdan ele alır.
Kitabı