Tılsım,Latin Amerika edebiyatını neden bambaşka bir yere koyduğumu yeniden hatırlatan, atmosferi ve diliyle beni içine çeken unutulmaz bir okuma deneyimi oldu. Roberto Bolano’nun daha önce hiçbir kitabını okumamış olmama rağmen dili öylesine akıcı ve sürükleyiciydi ki, hikâyenin içine adım atmak neredeyse zahmetsizdi. Bu kadar güçlü bir anlatının ilk karşılaşmada bile okuyucuyu kavrayabilmesi Bolano’nun ustalığının açık bir göstergesi.
Kitabın merkezindeki Auxilio Lacouture, benim için artık unutulmaz karakterler arasına girdi. Bir insanın edebiyatın o eşsiz, neredeyse kutsal lezzetine ulaşmak için neleri göze alabileceğini onda gördüm. Auxilio’nun hem kırılgan hem de direngen yapısı; şiire, gençliğe, özgürlüğe ve tarihe tanıklığı beni derinden etkiledi. Onun sesi, sanki bilinç akışının ritmine kapılıp sayfaların arasından yükseliyor ve okuru da yanında sürüklüyor. Bolano’nun bilinç akışı tekniğini bu kadar ustaca ve doğal kullanması kitabın büyüsünü daha da güçlendiriyor.
Tılsın, okuma bitince bile zihnimde dönmeye devam eden bir roman oldu. Auxilio’nun başka kitaplarda da yer aldığını öğrendiğim anda, Bolano’nun diğer eserlerini keşfetme isteğim katlandı. Onu farklı metinlerde, farklı ışıklar altında görmek için şimdiden sabırsızlanıyorum.
Latin Amerika edebiyatının büyülü dokusunu sevenlere, güçlü anlatıcıların sesine kulak vermekten hoşlananlara Tılsım’ı gönül rahatlığıyla öneririm. Hem sarsıcı hem şiirsel hem de unutulmaz bir yolculuk.