sh

hmm ilginç
GSYH ile enerji arasındaki güçlü ilişki o denli bariz ki, Uluslararası Enerji Ajansı’nın yıllık raporlarında enerji tüketimindeki artışla ekonomik gelişmenin tarihsel olarak nasıl başa baş ilerlediğini gösteren grafikler sıkça karşımıza çıkar. Klasik iktisatçının bakış açısına göre, ekonomik faaliyetler artarsa her şeyin özellikle de enerjinin tüketimi artar çünkü bu bakışa göre enerji de bir hammaddedir. Öte yandan daha sistemsel bir yaklaşımla (örneğin ekolojist iktisatçıların bakış açısıyla) enerji aslen ekonomik faaliyetin öncüsüdür ve ikisinin arasındaki bağlantı aslında tersinden yorumlanmalıdır: Elimizin altındaki kullanılabilir enerjiye bağlı olarak ekonomik faaliyet artabilir. Bunun tam tersi de geçerli; enerji yokluğunda ekonomik daralma da kaçınılmaz olacaktır. San Diego California Üniversitesi profesörlerinden James Hamilton ekonomiyle enerji arasındaki bağlantının bu olumsuz yanını en ince ayrıntısına kadar inceledi. Hamilton, ABD’nin ekonometrik istatistiklerini araştırdıktan sonra enerji maliyetlerinin, GSYH’nin %10’unu aştığı durumlarda ülkenin resesyona girdiğini; aslında yaşanan son on bir resesyondan onunun bu sebebe bağlı açıklanabileceğini saptadı. George Bush Jr. yönetiminde komisyon başkanlığı yapan Robert Hirsch de benzer bir sonuca ulaşarak petrol üretiminin ABD ve dünya açısından önemini vurgulamıştı: Hirsch, petrol tedarikinde ne zaman azalmalar yaşansa bunu takip eden altı ile dokuz ay içinde mutlaka ciddi bir ekonomik krizin baş gösterdiğini gözlemliyordu.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Reklam
Ekonomi genelde para veya iş ile değil,daha çok enerji ile büyür.
İktisatçı Gaêl Griaud'nun gelişmiş ekonomilerdeki enerji ile malzemelerin tüketim ve üretim süreçlerini tahlil ettiği incelemesinde, bir ülkede GSYH'deki bir birimlik artışın %60'ının doğrudan enerji kullanımına, ancak %10'unun enerji kullanımında verimlilik iyileştirmelerine tekabül ettiği belirtilir. Sermaye ile işin toplam katkısı aslında daha fazla enerji tüketerek elde edilecek katkının yarısından daha azdır.
Sayfa 73 - “Sadece para (sermaye) ve insan emeği (iş) tek başına üretimi çok fazla artırmaz; asıl büyük artış genelde daha fazla enerji kullanılmasıyla olur.”·Kitabı okudu
Dünyada enerji sınırlıyken, ekonomimiz sınırsız büyüme derdinde.
Enerji konusunda ise, son derece önemli bir değerlendirmeye bakılırsa, ekonomik sistemimiz ve üretim tarzımız değişmediği sürece sadece verimliliğin değil tasarrufun da bir yararı olmayacaktır. Enerji, yararlı bir işi gerçekleştirme kapasitesidir: Enerji kullanılarak eşya üretebilir, hizmet sunabiliriz. Dolayısıyla enerjinin ekonomik bir değeri vardır, çünkü işlenmemiş hammaddeye ekonomik değerini katan esasında iştir. Bir parça demir minerali tek başına büyük bir değer taşımazken onu enerji kullanarak uygun biçimde sac levhaya dönüştürdüğümüzde yeni bir değer kazanır. Sonrasında daha büyük bir enerji harcayarak bu levhadan araba yaptığımızda deyim yerindeyse daha büyük değer elde ederiz. Nesnelere değerini veren iştir. Dolayısıyla enerji kullanımının da asli bir ekonomik değeri vardır. Herhangi bir yerde ister verimliliği artırmak ister tasarruf etmek amacıyla olsun kullanılmayan bir enerji başka bir yerde muhakkak devreye girecektir çünkü yalnızca enerji kullanılarak değer üretilir – yani para kazanılır. Bu sebeple yegâne odağı azami kâr olan, üretimin ve tüketimin biteviye artırılması üzerine kurulu bizim gibi toplumlarda başıboş enerji diye bir şey asla olmaz: Enerji kullanılabilir olduğu sürece birileri illa ondan bir şey üretmek ve para kazanmak için faydalanacaktır.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Jevons paradoksu. Veya “Sekme etkisi” ya da “rebound etkisi”.
19. yüzyılın sonlarında İngiliz iktisatçı Lord William Stanley Jevons ilginç bir gözlemde bulundu. O dönem Birinci Sanayi Devrimi tartışılmaz bir zafer kazanmış, buharlı makineler toplumsal ve endüstriyel açıdan giderek daha fazla kullanıma girerek hızla yaygınlaşmaya başlamıştı. Teknoloji önü alınamaz biçimde ilerlerken buharlı makinelerin verimi her geçen yıl artıyordu; daha az kömür kullanarak daha çok iş elde etmek mümkün hale gelecekti. Jevons bu verimlilik artışının İngiltere’de kömür kullanımının azalması yönünde etkide bulunmasını bekliyordu. Ancak ulusal istatistikler makinelerin verimliliği arttıkça tüketilen toplam kömür miktarının azalacağına daha çok arttığını ortaya koyuyordu. İşte bu olgu, Jevons paradoksu olarak bilinir.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Ek olarak altın da
Fotovoltaik panellerin üretiminde kullanılan nadir malzemelerden de söz etmek gerek. Özellikle gümüş konusu endişe verici; gümüşün az bulunması sadece fotovoltaik paneller değil mobil cihazlar, bilgisayarlar vb. gibi elektronik aletlerin bileşenleri açısından da önemli. Gümüş, silisyum hücreleri arasındaki bağlantılarda kullanılır; bağlantının hem kesitinin çok küçük olması hem de plakanın verimini etkilememesi için elektrik direncinin çok düşük olması gerekir. Dolayısıyla son derece iletken ve kolay işlenebilir bir malzemeye ihtiyaç duyulur ve gümüş her iki özelliği de barındırır. Bağlantılarda gümüşün yerine farklı bir malzeme kullanılarak, son derece umut vaat eden bazı deneylere girişilmiş olsa da ortaya çıkan paneller kısa ömürlü oluyor. Gümüş kıtlığı fotovoltaik teknolojinin başlıca kısıtlamalarından biridir ve elektronik aygıtlardaki kullanımının artmasına bağlı olarak bu değerli metalin birkaç on yıl içinde tamamen tükenmesi mümkündür.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Reklam