Gökçe A.

Tarım Devrimi Tuzağı
Evrimin geçer akçesi ne açlık ne de acı çekmektir, sadece DNA sarmalılarının kopyalanmasıdır. Nasıl bir şirketin başarısı çalışanlarının mutluluğuyla değil de banka hesabını liralarla ölçüyorsa, bir türün evrimsel başarısı da da DNA kopyalarının sayısı ile ölçülür. Ortalıkta DNA kopyası kalmasa tür yok olur, tıpkı parası olmayan bir şirketin iflas etmesi gibi. Eğer bir tür çok sayıda DNA kopyasını sahipse bu bir başarıdır ve tür gelişir. Bu perspektiften bakılırsa bin kopya her zaman yüz kopyadan daha iyidir. Bu Tarım Devriminin özüdür: daha çok sayıda insanı daha kötü koşullar altında da olsa hayatta tutmak. Gerçi bireyler bu evrimsel hesabı niye dikkate alsın ki? Hangi aklı başında birey Homo Sapiens’in sayısı artsın diye kendi hayat standartlarını düşürür? Bunu kimse onaylamamıştı zaten: Tarım Devrimi bir tuzaktı.
Sayfa 97·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Buğday-II
Homo Sapiens’in vücudu bu tür işler için evrimleşmemiştir. Geyiklerin arkasından koşmaya, elma ağaçlarının tırmanmaya uygundu, kaya toplamaya veya su kovası taşımaya değil. İnsanlar bunun bedelini omurga, diz, boyun ve bel ağrılarıyla ödediler. Eski iskeletler incelendiğinde tarıma geçişin insanlara bel fıtığı, eklemlerde kireçlenme ve diğer fıtıklar olarak geri döndüğü görülmektedir. Dahası, bu yeni tarımsal işler o kadar çok zaman almaktaydı ki, insanlar buğday tarlalarının yakınına kalıcı yerleşimler kurmak zorunda kaldılar. Bu onların yaşamını tamamen değiştirmişti. Biz buğdayı evcilleştirmedik, buğday bizi evcilleştirdi. Evcilleştirmek(domestikasyon) Latincedeki domus(ev) kelimesinden türemiştir. Evde yaşayan ise buğday değil, Sapiens’tir.
Sayfa 95·Kitabı okuyor
Buğday-I
Tarım Devrimi’ni bir de buğdayın gözünden değerlendirelim. 10.000 yıl önce buğday sadece Ortadoğu’nun bazı bölgelerine sıkışmış yabani bir ottu. Birden bire birkaç bin yıl içinde tüm dünyada yetişmeye başladı. En temel evrimsel hayatta kalma ve üreme ölçülerine göre dünya tarihindeki en başarılı bitkilerden biri oldu. 10.000 yıldır tek bir buğday başağı yetişmediği kuzey Amerika’nın büyük ovaları gibi bölgelerde, bugün yüzlerce kilometre buğday tarlalarında yürüyebilir ve başka hiçbir bitkiye karşılamazsınız. Dünya çapında buğday 2.25 milyon kilometrekarelik bir alan kaplamaktadır, Britanya’nın neredeyse on katı. Bu kadar önemsiz bir ot, nasıl her yerde bulunan bir bitki haline geldi?
Sayfa 94·Kitabı okuyor
Evcilleştirilen bitkiler
Tüm ileri teknolojimize rağmen, bugün bile kalorilerimizin %90’ından fazlasını atalarımızın MÖ 9500’le 3500 arasında evcilleştirdiği bir avuç bitkiden elde ediyoruz. Bunlar buğday, mısır, patates, darı ve arpadır. Son iki bin yılda kayda değer herhangi bir hayvan ya da bitki evcilleştirilmedi. Eğer zihnimiz eski avcı toplayıcı zihni diyorsak, mutfağımızı da eski çiftçileri mutfağıdır.
Sayfa 92·Kitabı okuyor
Seri Katil Sapiens
Trajedinin ilk sahnesinde, insan henüz yokken, pek çok tür ve büyüklükte canlı var. İkinci sahnede bir kemik, mızrak ucu veya kırık bir çömlek parçası sayesinde varlığından emin olduğumuz Sapiens ortaya çıkıyor. Hemen arkasından gelen üçüncü sahnedeyse başrolü insanlar alıyor ve büyük hayvanların çoğu, pek çok küçük hayvanlar birlikte ortadan kayboluyor.
Sayfa 86·Kitabı okuyor