‘Eğer sen yine istanbul’san
Yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
Sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
Satır satır okumak istediğim’
‘Ben
Adı hiç konmamış, vatanı kayıp
Zaman ayarı hep bozuk kalmış bir herif
Hiç biz olmadım ki zaten şimdiye kadar
Sürünüp gittim satır aralarında berduşlar gibi
Yalnızlığa yatkın
Ve kafiyesiz’
‘Ama bırak şimdi
biraz daha zayıfladığımı
ve solgun olduğumu
Bana kitaplardan söz et
yeni çıkmış dergilerden
Belki dostlardan gelip
hâl hatır soranlar vardır
onları anlat bana
Sonra hırçın
bir çocuğa benzeyen
doğayı anlat
kuşları, çicekleri
uzak dağ doruklarını
Bardaktan boşanırcasına
yağan yağmurları
ve genzini yakan
toprak kokusunu anlat
sonra suyun, ormanın
yabanıl sesleriyle
dereboylarındaki
kavakların hışırdayışını
Bakışların dalıp gitmesin
telörgüden içeriye
hayatı anlat bana
sahip çıkıyorsan eğer’