Hz. Nuh ve Hz. Lût (sallallahü aleyhima ve selem) Efendilemizin eşleri, Yüce Rabb'imizin eşi bulunmaz nimeti karşısında şirk ve küfür yolunu seçmişler, muhalefet yolunu tercih etmişler o mübarek insanları düşman bilmişler ama belalarını bulmuşlardı.
Hatice Validemiz bu gibi durumları gördükçe Yüce Rabb'imizin kerem ve inayeti ile iman ve itaat safında yer aldığını düşünüyor, şükürlerini arzediyordu.
Validemiz; açık davetin başlamasından sonra çekilen, daima artan ve hiç eksilmeyen haksızlıkları, Sevgili Eşiyle birlikte karşılarken bir defalığına olsun pişmanlık duymamış, "Bu sıkıntıları çekmek istemezdim" dememiş, "Başıma bunların geleceğini bilseydim..." gibi duygu ve düşüncelerin esiri olmamış, Efendimiz de; ondan hayırlısını Yüce Rabb'im bana vermedi, demiştir.
Sevgili validemiz Evlendiği günden itibaren Peygamberler Sultanı Efendimizi hiç üzmemiş, hiç pişman etmemiş, olabildiğince geçimli, olabildiğince sevgi dolu bir yürekle onun yanında yer almıştı. Müşrikler tarafından yapılan türlü edep dışı davranışların verdiği üzüntüler onun sevgi dolu, şefkat ve merhamet kaynağı göğsüne yaslanarak dağıtılmıştı.
Habib-i Hüda (s.a.v.) Efendimiz, hanımlar bahis konusu olunca özellikle dört hanımın ismini verir, onları cennet hanımlarının en üst seviyesini oluşturduğunu bildirir. Bunlar: Huveylid kızı Hatice, Muhammed kızı Fatıma, Imran kızı Meryem, Müzahım kızı Asiye'dir.
Yirmi altı yıla varan bir evlilik hayatını da, mutluluk duyguları eşliğinde geçirmiş, ikinci evlilik hayatının olabildiğince yaygın olduğu bu zaman dilimi içinde ikinci bir hanımı hiç düşünmemişti.