Eğitimci, affede affede ilâhî affa lâyık hâle gelmeye çalışan bir gönül eri olmalıdır. Günaha olan nefreti günahkara taşırmamalıdır. Günahkârı gönül sarayında ıslah etmelidir. Zira eğitimci, talebelerinin ayıplarını araştıran değil, ayıp ve kabahatlerini örterek onları ıslaha çalışan kişidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gönlü feyz ve rûhâniyet dolu bir eğitimcinin talebelerine yaptığı tesir; tıpkı gül, karanfil ve nâdide çiçeklerle bezenmiş bir bahçe üzerinden esen meltemlerin, gittikleri her yere, bahar ferahlığı veren latîf râyihalar götürmesi gibidir.
Eğitimci, talebesini kendisine bir emânet olarak telâkkî etmeli ve onun mes'ûliyetinin idraki içinde olmalıdır. Nasıl ki bir çoban, sürüsünden bir kuzuyu kurda kaptırmamaya gayret ederse, bir eğitimci de bu şekilde olacak, âhir zaman kurtlarına ve tuzaklarına talebesini kaptırmayacak.
"Ne yapayım, kabiliyet yok, devran bozuk, kimse gelmiyor!" diye mâzeret üreten eğitimciye Cenâb-ı Hak, taş duvarın içinden incir ağacını çıkararak ve o ağaçtan meyve yetiştirerek cevap veriyor. İmkânsızlıklar içinde bile bir şeyler yapmanın mümkün olduğunu bildiriyor.