Yesekar

Yesekar
@Golgeyolcu
Profilim üzerinden erişilen islama zıt şeyleri reddediyorum
İmam Gazali
(İyi) bilinmelidir ki; filozofların ihtilâflannm hikâyesine dal- mak çok uzun sürer. Çünkü onların sözleri (körü körüne gidişle- ri) uzundur, tartışmaları çoktur, görüşleri yaygındır, metodları (birbirinden) uzak ve (birbirine) sırtını dönmüştür. Öyleyse biz onların çelişkisini izhâr etme konusunda önderleri olan ve mual- lim-i evvel, feylesûf-u mutlak olan (kişinin) görüşündeki çelişkiyi açıklamakla yetinelim. Onların bilimlerini tertib eden ve düzen- leyen -iddiâlarına göre -o olmuştur. Görüşlerindeki çıkıntıları o silmiştir, arzularının esaslarına en yakın olanı o anndırmıştır. Bu kişi Aristâtâlis'tir. O (Aristoteles) kendisinden önce gelen herkesi, hattâ (filo- zofların) yanında ilâhî Eflâtun (Eflâtun el-îlâhî) diye lakap- lanmış olan üstâdını bile reddetmiştir. Sonra da üstâdına muha- lefetini «Eflâtun dostumdur (severim), hak da dostumdur (seve- rim), ancak hak ondan daha çok dostumdur (hakkı daha çok severim) diyerek mazûr göstermiştir. Bu hikâyeyi nakletmemizin (sebebi;) onların mezheplerinin (görüşlerinin) kendi aralarında bile düzenlenmiş ve tesbît edil- miş olmadığının ve onların kesin bilgiye ve araştırmaya dayan- mayan zann ve tahminlerle hüküm verdiklerinin bilinmesini sağlamaktır. Onlar, ilâhî ilimlerinin doğruluğunu hesap ve mantığa dâir bilimlerinin ortaya koyduğu (neticelerle) delîl ge- tirmeye ve böylece aklı zayıf olanları yavaş yavaş yoldan çıkar- maya çalışmaktadırlar. Eğer ilâhî bilgileri -hesâba âit bilimleri gibi- burhânlarla düzenlenmiş tahminlerden uzak olsaydı he- sâpta nasıl ayrılığa düşmedilerse, bu (ilâhî ilimlerde de) ay- rılığa düşmezlerdi
Sayfa 5
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Soru 32: Aşağıdaki şıklardan hangisi doğrudur? a) Allahu Teâlâ hep vardır, hiçbir şeye muhtaç değildir. O’ndan gayrı her şey ilk yaratılmada O’na muhtaçtır fakat varlığının devamında O’na muhtaç değildir. b) Allahu Teâlâ hep vardır, hiçbir şeye muhtaç değildir, O’ndan gayrı her şey hem varlığında hem de varlığının de- vamında O’na muhtaçtır. c) Allahu Teâlâ hep vardır, hiçbir şeye muhtaç değildir. O’ndan gayrı şeyler de hiçbir şeye muhtaç değillerdir. Cevap: b şıkkı doğrudur.
Sayfa 19
Soru 2: Bir kimse nasıl İslam’a girer? Cevap: Kişi, İslam’a girmenin iki şartını gerçekleştire- rek; yani tağutu her çeşidiyle reddedip Allahu Teâlâ’ya ge- reği gibi iman ederek ve ölünceye kadar bu imana uygun hareket etmeye azmetmekle (pratik hayatında ona uyaca- ğına kesin olarak niyet etmekle) İslam’a girer. Şu bir gerçektir ki kişi bilmediği bir şeye inanamayacağı gibi bilmediği bir şeyi de bilinçli olarak reddedemez. Çünkü inancın ve reddin asıl yeri kalptir. Aklı başında olup hakkı isteyen bir kişi bunun aksini iddia etmez. Bu sebeple tağutu gerçek manada reddedebilmek için tağutun ne olduğunu ve nelerin tağuta iman kapsamına girdiğini bilmek gerekir. Aynı şekilde Allahu Teâlâ’ya gereği gibi iman edebilmek için Allahu Teâlâ’yı tanımak; gerçek imanı, tevhidi ve bun- ları bozan şeyleri öğrenip pratikte nasıl bunlara uygun amel edileceğini de bilmek gerekir. Bunları öğrendikten sonra bunlara şeksiz şüphesiz iman etmek ve ölünceye kadar bun- lara uymaya azmetmek (pratik hayatında bunlara uyacağına kesin olarak niyet etmek) gerekir. İşte böyle yapan kişi İs- lam’a girmenin iki şartını yerine getirmiş ve Müslüman ol- muş olur.
Sayfa 9
Gerçekten Müslüman mısın
Bu kitabın bir özelliği de içindeki cevap ve açıklamalarla kimin Müslüman olduğunu kimin de Müslüman olmadığını ortaya koymasıdır. Bu sebeple okuyucularıma tavsiyem; is- tenen en büyük istifadeyi elde edebilmeleri için bu kitabı sıradan bir kitap gibi baştan sona okuyup geçmeleri değil; her soruyu önce dikkatle okumaları, okudukları soruya en uygun cevabı vermeleri ve verdikleri cevabı bir kenara kay- dedip unutmamaları; sonra da verdikleri cevapları, kitapta verilen cevaplarla karşılaştırmaları ve böylece kendilerini test etmeleridir. Bu basit test sonucunda eğer okuyucum doğru cevaplar vermişse Rabbimizin razı olduğu hak din ve katında geçerli bir iman üzere olduğu için Allah'a hamdetmelidir. Eğer yan- lış cevaplar vermişse tevbe ve istiğfar etmekle birlikte doğru cevapları öğrenip hakka ulaştığı için yine Allah’a hamdet- melidir. Bundan sonra cenneti hak etmek için geriye, öğre- nilen şeyleri pratik hayata aktarmak kalmaktadır. Bu kitaptan öğrendiği şeylere şeksiz şüphesiz iman edip öğrendiklerini hayatında uygulayan kişi bilsin ki kesinlikle Rabbinin rızası ve cennete giden hak yol üzeredir. Fakat nefsine ağır geldiği için verdiğimiz cevapları beğenmeyen, delillerle ispat edildiği hâlde verilen cevapların doğrulu- ğuna inanmayan veya imanda şüphe eden ya da öğrendikle- rini pratik hayatta uygulamaktan çekinen kişi bilsin ki bu hâl üzere öldüğünde ahiret günündeki yeri, ebedi cehennem olacaktır. Soru 5: Allahu Teâlâ’nın varlığı hakkında bilmemiz gerekenler nelerdir? Soru 6: Allahu Teâlâ vardır diyoruz, kâinat için de vardır diyoruz. Bu iki varlık arasında bir fark var mıdır? Eğer varsa bu farklar nelerdir? Soru 8: Allahu Teâlâ’nın birliği ne demektir? Soru 21: “Hiçbir şey yoktu, ilk olarak Allah var oldu. Sonra Allah diğer varlıkları var etti.” sözü doğru
Sayfa 6
Günümüzdeki insanların en büyük sorunu
Günümüzde şeytan ve yandaşları İslam’ı yık- mak için bir başka yola başvurmuşlardır. Öyle ki onlar İslam’ı kelime olarak ortadan kaldırmayıp İslami kavramların hakiki manalarını ortadan kaldı- rarak yerine kendilerine ve yönetimlerine zarar ver- meyecek şekilde Allah’ın istemediği, yani Kur’ân ve sünnete uymayan manalar vermişlerdir. İşte bu sebeple günümüz insanlarının en büyük sorunu; Allahu Teâlâ’nın kendilerinden yerine ge- tirmelerini istediği gerçek İslam ve iman sınırlarını bilmemeleri, yine Allahu Teâlâ’nın ondan uzaklaş- malarını emrettiği küfrü tanımamaları, dolayısıyla kâfir ve Müslüman ayrımını yapamadıkları için Rab- lerinin kendilerine bildirdiği gerçek Müslümanı ve kâfiri bilmemeleridir. Aynı şekilde insanlara hüküm verenin Allahu Teâlâ’nın kitabı ve rasulünün sünneti olmaması; bi- lakis insanların kendi görüşleri, kanaatleri veya tağu- tun istediği şekilde öğretilen, üstelik tağut için hiçbir tehlike oluşturmayan İslam’dan bir kısım bilgilerle hükmediliyor olmasıdır.
Sayfa 11