“Çok yoruldum . Keşke yanım da olsan, başımı omzuna yaslayarak dinlenebilsem ... Ben ne kadar güçlü olursam olayım,
saçlarımı okşamana ihtiyacım varmış meğerse. Senin bir dokunuşuna, bir sarılışına muhtaçmışım...
Ve hiçbirinin kıymetini bilmemişim.
Bunu fark ettim .”
“Seni çok özlüyorum,” diye fısıldadım.
“Ben de seni çok özlüyorum, Ay Parçası,” diyemedi. Ağlamamam gerektiğini söylemedi, saçlarımı okşamadı, öpmedi, sıkıca sarılmadı. Çünkü o artık ölmüştü, gömülmüştü.