"Birazdan yola çıkmamız gerek." dedi Ozan, Ateş mavilerini bir saniye üzerimden çekmezken. "Edirne'ye gitmeliyiz. Sedat Tuna adamlarını göndermeden, yerlerimizi alalım." Ozan'a bakmadan sadece başımı sallayarak onayladım. "Bu kez kumar oynuyoruz, Sarışın. Ortaya hayatımızı koyuyoruz." dedi Ateş. Elmacık kemikleri derisinin altından konuştukça belirginleşiyordu yine. "Ne pahasına olursa olsun, o adamı yakalamak zorundayız. Sakın bir aksilik çıkarmaya ve yine onu savunmaya çalışma. Zaten gecenin sonunda onun nasıl bir adam olduğunu tamamen öğrenmiş olacaksın." Bilmiyordum, önümüzdeki birkaç saatte neler olacaktı ve ben nelerle yüzleşecektim, gerçekten bilmiyor ve merak etmeye dahi çekiniyordum. "Sedat Tuna, bu gece o tırı alıp evine gidemeyecek! Herkes yapması gerekeni biliyor, onu bu gece kimse kurtaramayacak."