Kendimi her zaman mutlu hissederim.
Neden biliyor musunuz?
Çünkü kimseden bir şey ummam.
Beklentiler daima yaralar.
Hayat kısadır.
Öyleyse hayatınızı sevin.
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve;
Konuşmadan önce dinleyin,
Yazmadan önce düşünün,
Harcamadan önce kazanın,
Dua etmeden önce bağışlayın,
İncitmeden önce hissedin,
Nefret etmeden önce sevin,
Vazgeçmeden önce çabalayın,
Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur.
Onu hissedin, onu yaşayın ve Ondan zevk alın.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özellikle zihinsel beceriler konusunda duyarlı olan, doğuştan gelen kibir, bizim ilk öne sürdüğümüz fikrin yanlış çıkmasını, karşımızdakinin haklı olmasını istemez. Böyle olmasaydı herkes doğru bir yargıya varmak için çaba harcamak zorunda kalacaktı: Önce düşünmesi, sonra konuşması gerekecekti. Ancak çoğu insanda doğuştan gelen kibre, gevezelik ve doğuştan gelen hilekârlık eşlik eder. Düşünmeden konuşurlar, iddialarının yanlış olduğunu, haksız olduklarını sonradan anlasalar bile tam tersiymiş gibi göstermeye çalışırlar. Doğru olduğu varsayılan önermeyi ileri sürerken çoğunlukla tek gerekçe olan gerçeğin menfaati artık yerini tamamen kibrin menfaatine bırakmıştır: Doğrunun yanlış, yanlışın da doğru gibi görünmesi gerekir.
Her hikaye biraz eksik başlar. Herkes yarımdır biraz. Boşa konsa olmaz, doluya konsa sığmaz. Bir de Münip Efendi gibiler var. Hiçbir yeri doldurmayan, bir yere sığamayan, var ama yok gibi insanlar.