"Onulmaz hastalık için koşun buraya! Bizim ilacımız
hastaya birebirdir.
"Biz Tanrı nın tabipleri ve talebesiyiz. Kızıldeniz
bizi gördü, ikiye ayrıldı."
"Biz, kimseden ücret istemeyiz. Bizim el ücretimiz
Tanrı tarafından fazlasiyle gelir."
Rubai:
"Bir kase ayranım oldukça onu içerim Şunun
bunun kasesi ve kesesi ile bağlanmam. Fakirlik
ve zaruret ölümle beni tehdit etse de yine hürriyetinıi kulluk mukabilinde satamam."
Bir adam bir şehire gitti. (Onun maksadı) bu şehir halkının gafletini anlayıp orada
yankesicilik yapmaktı. Orada bir küçük çocuk gördü. Çocuğun elinde bir simit vardı. Bu yankesıci adam ondan simit
istedi. Çocuk: "Vermiyorum," dedi. Yankesici ısrar etti. Ço
cuk: "O halde öküz gibi böğür vereyim," dedi. Dolandırıcı etrafına baktı, hiç kimseyi göremeyince, karnı son derecede
aç olduğundan öküz gibi böğürdü ve: "Haydi şimdi simidi
ver," dedi. Çocuk: "Vermiyorum. Annem ve babam bana:
'Simidi öküze verme, çünkü öküze saman yaraşır,' diye tembih
ettiler,' dedi.
Şiir:
"Eğer şeker eşeği keyiflendirseydi, sahibi onun
önüne kantarlarla şeker dökerdi.
"Doğruluğun ve aldatıcı yalanın kokusu misk
ve sarımsak gibi nefesle belli olur. Eğer sen,
dostu on gönülü olduğundan ötürü layıkiyle tanımıyorsan, kendi hastalanmış olan burnundan
şikayet et
Mevlana Hazretleri
"Şems-i Tebrizi'nin ayağı ruhlahların başları
üzerinde idi. Onun ayağının bastığı yere ayağını
basma, başını koy."
Ve başka bir yerde de:
Şiir:
"Aşk delidir, biz delinin delisiyiz. Nefis emmaredir, biz emmarenin emmaresiyiz," buyurdu.