İnsan kendini neye mecbur hissediyorsa onu yapmak zorunda. Ben sana şöyle yap diyemem. Bence şans ya da uğursuzluk diye bir şey yoktur. Bu dünyada doğruluğundan emin olduğum bir şey var, o da, kimse kimsenin hayatına karışmamalı. Her şeyi kendi yapmalı insan. Belki ona yardım edilir ama, şunu yap denemez.
Gece bastırıyor. Bebek nezle. Dur, şu battaniyeyi vereyim sana. Yündür. Annemin battaniyesiydi...al da bebeği ört. İşte bombalamak gereken şey budur. İşin başlangıcı burasıdır... "Ben" den "Biz" e geçiş.
Tüm yaşayan şeyler kutsaldır, diyordu. Düşündüm. Düşününce sözlerin altında daha derin anlamlar buluyor insan. Ben ölmüş bir ihtiyar için dua etmek istemem. Onun işi zor değil. Ona düşen şeyler var, yapmanın da bir tek yolu var. Oysa biz... bize düşen şeyler de var ama, onların yapmanın bin türlü yolu var. Hangisini seçeceğimizi bilemiyoruz. Dua edecek olsam, nereye yöneleceğini bilmeyen insanlar için ederdim.
Bak ben düşman deyince hep şeytanı düşünürdüm. Bu yüzden bütün savaşımı şeytana karşı verdim. Ama memleket şeytandan beter bir düşmanın pençesine düşmüş. Elini kolunu koparmadıkça da bırakmayacak yakamızı.