Günler gelip geçiyor ve aşk kalıyor. Orada nesnelerin içerlerinde, çok derinlerinde, bu dünyanın akıntısı, öteki dünyanın ters akıntısı ile karşılaşıp çarpışıyor ve bu karşılaşma ile çarpışmadan acıların en büyüğü ve en tatlısı oluşuyor yaşamak acısı..
Ben ezelden mi aşığım? Belki de benim aşkım sevgiliden önce vardı. Dahası, belki yaradılışın sisleri arasından sevgiliyi ortaya koyan ve çekip çıkaran bu aşktır.
Biz insanlar ne büyük acılara ne büyük mutluluklara dayanıyoruz, çünkü bu acılar ve mutluluklar küçük olaylardan oluşmuş büyük bir sis tabakasına bürünerek geliyorlar. Yaşam bu işte sis. İşte yaşam bir nebülözdür.