Görkem Turan

Görkem Turan
@Gorkaide
okuyabildiği ve konuşabildiği kadar öksüz bir sapiens
rpd
Lisans
Darıca
15 okur puanı
Mayıs 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi
London'un zihin dünyasında kaybolmak harika bir duyguydu. Kitaba başlayan birinin kıtabı bırakması pek mümkün görünmüyor. Yazarın akıcı dili ve ustaca betimlemeleri özellikle bölümler arasındaki geçişleri sanki hikaye devam ediyormuşçasına yansıtışı çok özel. Romanın karakteri Eden Jack'in adeta bir personası gibi. Zaten dipnotlarda da yazar bunu açık bir dille beyan etmiş. Eden sıradan bir işçi olup işçi sınıfının bir üyesi durumundan burjuvazinin görkemli hayatını adım atabilmiş bir karakter. Bu yolda bunalımlar, açlıklar vs yaşayan Martın'in en büyük motivasyon kaynağı ise aşk olmuş evet aşık olduğu kadın görkemli hayatın bir parçasındandı. Onun yaşantısına sahip olmak için aslında sevgilisini mutlu ve mahçup etmemek için çok ama çok çalışmış Eden. Günde 5 saat uyku ile kalıp her anını okuyarak araştırarak geçirmiş fakat göremediği bir durum vardı Eden'in sevgilisi onun bu mücadelesini değil doğal yaşantısını sevmişti ama Eden için iş işten çoktan geçmişti bu görkemli hayat için kendini adamış çok ama çok çalışıyordu. Yazdığı yazıları sürekli editörlere gönderip red yemeye alışmıştı mamafih asla umudunu kaybetmiyordu. Keşke sevigilisi de kaybetmeseymiş.. Martın'in bu durumu onun hiç hoşuna gitmiyor ve umududa asla yoktu. Sonunda kız Eden'i bıraktı ve ailesinin istediği biri ile sevgili oldu tıpkı onun gibi burjuva ve zengin biri.. Bu haber Martın'ı çok sarsmıştı ama o mücadelesine devam etti bir süre daha biraz daha.. Sonunda olanlar olmuştu Editörlerden gelen haberler Martın'i dünya çapında biraz yazar yapmıştı. Bu durum Eden için bazı gerçekleri de görme fırsatı vermişti: Açken ona kimse yemek vermezken bu popülerlik içinde her yerden yemek davetleri alması Eden'i düşünsel krize sokacaktı. Ex aşkının da tekrardan ona dönmek isteyişi, borç yazıırmayan esnafın
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·142 syf.··
2023 8. kitabı
Her çocuk ebeveyni için biriciktir. Ebeveynler çocuklarını kendi dünya kalıplarıyla yetiştirmeye çalışır. Çocukların yaşam direksiyonunda kazalar yaparak öğrenmesinin önüne geçer. Ailelerin bu tarz tutumları çocuklar için oldukça yıpratıcıdır. Ama ebeveynlere sorduğumuz zaman ise biz ne yaptıysak onun için yaptık derler genelde. Aslında yaptıkları şeyler kıyaslamaktan,başarı açgözlülüğünden, miller ne der düşüncesinden başka bir şey değildir. Onlar için önemli olan çocuğun ruhsal durumu değil sınavda getireceği başarı ve bu başarı akabinde akrabalardan gelecek şu tepkinin arkasındaki gurur: Senin çocukta sınavda bayağı iyi derece yapmış. Bu kitapta Doğan hoca akışkan bir dille ailelere detaylı bit şekilde her şeyi açıklayarak yol gösteriyor. Sadece ailelerin değil tüm bireylerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Çünkü bu kıyası bir öğretmende,doktorda,avukatta yapabilmekte. Şu dünyada her şeyin en iyisine layık çok özel ve güzel bir çocuk var! O sizin evinizde yaşıyor yaşayacak, yaşayabilir. insan okudukça cahilleşir, cahil günleriniz olması dileğiyle
Başarıya Götüren AileDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20214,556 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2023 6. kitabı
Tekdüze yaşamına içtenlikle ayak uyduran Daragne'nin, bir sonbahar günü hayatını değiştirecek telefona cevap vermesiyle başlayan roman belki de Daragne'nin unutulmuş, kaybolmuş bir yola tekrardan dönemsine sebep olmuştu. Yazar kimliğin ne kadar kıymetli bir olgu olduğunu, Daragne'nin kimlik arayışı üzerinden okuyuculara aktarmış. Ve bunu okurken hissetmeniz çok büyük bir olasılık. Daragne'nin geçmişten kaçınmasında, hüzün ve hatırlandıkça ortaya çıkan travmalar var. Travmaların ve hüzünlerin prosesinden geçerken ufacık anıların bile ne kadar değerli ve tedirgin edici olduğunu ustaca işlemiş yazar. İnsan okudukça cahilleşir. Cahil günleriniz olması dileğiyle.
Mahallede Kaybolma DiyePatrick Modiano · Can Yayınları · 2022582 okunma
Puan vermedi·133 syf.··
2023 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2023 15:21
Yazıldığı ilk günden beri şöhretini kaybetmeyen, çoğu insanın okumasa da kesinlikle bir fikir sahibi olduğu günümüzde de yok satan William Shakespeare’in romantik tragedyası, Romeo ve Juliet. Bu ölümsüz eseri hayatlarında kitap açamayan insanlar bile duymuştur. Kitap dışarıdan genel hatlarıyla klasik ve sıradan aşk hikayesi gibi görünebilir mamfih Shakespeare aşk ve nefret, yaşam ve ölüm, düşmanlık ve barı gibi tezat duyguları bir araya getirerek harika işleyiş ortaya çıkarmış. Kitap merak uyandırıcı ve akışan bir dile sahip. Okurken kendinizi sahnede hissettiğiniz anlarada çok rastalayabilirsiniz. William'ın ne kadar maharetli bir yazım sanatına sahip olduğunu Zweig'in şu sözleriyle tamamlayalım. “Shakespeare’den önceki her şey ona hazırlıktır, Shakespeare’den sonraki her şey ise ucuz birer taklit.” İnsan okudukça cahilleşir. Cahil günleriniz olması dileğiyle
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,7bin okunma
Puan vermedi
Alfred kurucusu olduğu Bireysel Psikolojinin kavramlarını bu kitabında gayet şeffaf,akıcı ve yalın bir dille yazıya dökmüş. Kitabı okurken ve okuduktan sonra insan bir afallıyor ve hayatı kısa da olsa sorgulamak aklından geçiyor. Bu kısa sürede birey olarak erken çocukluk dönemlerimizin ne kadar kıymetli olduğu, toplumsallığın ne kadar değerli bir olgu olduğu bu olguyu kavrayamadığımız zaman aşağılık kompleksine girdiğimizi bunun sonucunda da üstünlük kompleksi yaratmaya çalıştığımızı fark ediyoruz. Kitabın bize bu kazandırdığı farkındalık birey olarak bizi bilinçli hale sokup toplumsallığa rahat bir şekilde karışmamızı sağlayabilir. Kitap gerek içerik olarak gerek de uygulanabilirliliği açısından psikolojiye ilgi duyan sapiensler için başucu kitabı niteliğinde. Bana öğrettiği en mühim anlatı: "Gelecek bizim çabamız ve amacımızla ilişkilidir, geçmiş ise yenmeye çalıştığımız aşağılık ya da yetersizlik duygusu için söz konusudur." Adler'in kitap boyunca sürekli değindiği üç şey ile veda etmek istiyorum: 1- Her insan bir "yaşam üslubu" oluşturur ve buna uygun yaşar. Ancak biz bir insanın yaşam üslubunu her şeyin sütliman olduğu anlarda değil problem durumlarında, çatışma anlarında tespit ederiz. 2- Her insanda farklı yoğunlukta da olsa bir aşağılık duygusu vardır. Eğer birey bu aşağılık duygusunu toplumsallaşma yoluyla olumlayamazsa o zaman bu aşağılık duygusu bir komplekse dönüşür ve hem birey hem toplum için istenmeyen süreçleri başlatır. 3- Bireylerin yaşam üslupları büyük oranda bebeklik ve ilk çocukluk yıllarında oluşur ve kemikleşir. Bu nedenle sağlıklı bir birey ve dolayısıyla sağlıklı bir toplum için aileler bilinçli olmalı, onların yetişemediği yerde de okul ve öğretmenler harekete geçmelidir.
Yaşama SanatıAlfred Adler · Dorlion Yayınevi · 20193,680 okunma