Yine çarşamba, yine perşembe, işte cuma! Cumartesi... Hele bu ertesiler yok mu ertesiler? Bu ertesiler, o kendilerini bir şey sanan insanlara benzerler. Sanki devam ediyorlar. Sanki bir bayramı, bir oh deyişi, bir sevişmeyi, bir sulhu, bir özgürlüğü, bir oyunu, bir aşkı, bir kardeşliği, bir dudak dudağa, bir anlaşmayı devam ettiriyorlar; yalancılar!
Geriye Dönük Sevi
Ağaç yokken eğildi
Boyun eğdi aşkına
Kalbim put kesildi
Ağrısız bir acıya
Bekle dedi bir ses
Sabırsızca taştım
Gözüm yaşı Nuh oldu
Neden suya inandın
Gönlümü kenar geçtin
Selamın bende kaldı
Ellerinde göz izim
Gözüm geride kaldı
27.02.2026
Güzelce Damıtıldım
Saklanır güzellik
Bir ego kalıntısında
Kleopatra'dan bu yana
İnsan suretinde
Aradığımı buldum
Güzelleşiyorum tanrım
Her mevsimde ayrı güzel
Dört mevsimde bir güzel
Zencerek bir gökyüzünde
Gözleri gözlerimden güzel
Gönlümün kuyusunda
Güzellikler aradım
Seni ağladım
Seni göz pınarlarımda kuruttum
Dalsız bir çiçeğin toprağında
Yakup misali
Aşk ötesi bir delilik
Güç verdi öteliğime
Çokça düşler yitirdim
Bundan çıkan sonuç şudur: İster Afrika'da, ister Asya'da, Avrupa'da devlet adamları burunlarını halkın apış arasına sokacak kadar her şeye karışmamalıdırlar.
Doğmalık (anadan doğma) köpeklerle sonradan olma (insandan bozma) köpekler arasında hiç ayrım yok muydu? Çok önemli bir ayrım vardı. Doğmalık köpekler ölene dek her zaman köpek kaldıkları halde, sonradan olma köpekler, köpekten daha çok köpeklik etmiş olsalar bile, ne de olsa insan olduklarından, köpeklik etmiş olmalarını bitürlü unutamıyor, ellerine ilk fırsat geçtiğinde kurtlaşarak yada aslanlaşarak, bir zamanlar kendilerine köpeklik ettiklerini parçalayarak köpeklik etmelerinin acısını çıkarıyorlardı. Böylece, bir insan ne denli aslanlık taslar, aslanlık etmeye kalkarsa, o insanın bir zamanlar o denli köpeklik etmiş olduğu da anlaşılıyordu.