"İnsan büyüdükçe babasını daha iyi anlıyor derler. Haklılarmış. Küçükken anlam veremediğim sessizliklerinin, yorgunluklarının ve uzak duruşlarının ardında koca bir hayat olduğunu şimdi fark ediyorum. Belki her zaman anlaşamadık, belki aynı dili konuşamadık ama yine de içimde sana ait bir yer var. Bugün Babalar Günü. Kutlamaktan çok düşünüyorum; keşke bazı şeyleri daha erken anlayabilseydim, keşke bazı sohbetler yarım kalmasaydı. Çünkü zaman geçiyor ama insanın babasına söylemek istediği sözler hiç bitmiyor. O katı duvarın ardındaki çocuğu ve o duvarı kırıp aşan büyüleyici sevginin ne olduğuna anlam veremiyor. Bugün kilometrelerce uzakta olmak yerine yanımda olsaydı her şeyi, bu yaşıma kadar konuşamadığım her şeyi konuşurdum onunla. Sevgi, ölüm, gökyüzü, bulutlar, ağaçlar, şiirler, aşıklar, yarım kalmış hayaller, şarkılar, yıldızlar... Her şey hakkında konuşurdum onunla. Koyardım başımı göğsüne yanlış yerlerde aradığım sevgiyi bulurdum onda. Gözlerinden öperdim babamı. Küçük bir çocuk gibi tutup baş parmağından parka sürüklerdim onu. Beni salıncakta sallamasını isterdim ondan. Aynı eski günlerdeki gibi, çocukluğumdaki gibi Bir kız çocuğunun babasına duyduğu sevgi biraz da hüzünlüdür aslında. Çünkü biliyorum ki zaman akmakta. Çocukluğum geride kalmakta. Eskisi kadar sık el ele yürüyemeyeceğiz artık. Ama ne olursa olsun, babamın yanında kendini güvende hissettiğim o günleri kalbimde taşımaya devam edeceğim. Belki hayat beni çok uzaklara götürür, belki birçok insanla karşılaştırır ama hiçbir sevgi, insanın çocukluğundan beri kalbine yerleşen baba sevgisine benzemez. Çünkü bazı insanlar hayatımıza sonradan girer; baba ise daha gözlerimizi açmadan hikâyemizin en önemli yerlerinden birine yazılmıştır.