“İnsanlarda dinmek bilmeyen bir açlık, dinmek bilmeyen bir susuzluk var. Her seferinde, yiyip içeceklerinden daha fazlasını sipariş ediyorlar. Ölçüsüzler, güzel manzaranın karşısında bu güzel manzarayı son kez görüyormuş gibi oturuyorlar.”
“Detayları değil; daha ziyade ruh hallerini, mevsimleri, ışığı ya da sıcaklığı hatırlıyorum. Filanca gün filanca kişiyle yürüyüşe çıktığımı hatırlıyorum. Baharda, yağmurdan sonra park yolları çamurluydu, su birikintilerinin etrafından dolaşmak zorunda kalmıştık. Ama ne konuşmuştuk. Dahası kiminle yürüşe çıkmıştım. Falanca hikayeyi okudum, severek okudum ama özetini anlatamam.”