Dilek

Dilek
Kitap okumayi seviyorum. Buradaki amacim sadece kitaplar hakkinda insanlarin fikirleri ve begendigim yazilari alintilamak.LUTFEEEEEN TANISMAK ICIN YAZI YAZMAYIN. Cevap yazmam. Ustelerseniz engellerim.
Herif MUS-TEM -LE-KE diye öyle bir haykirdi ki ,yüreğim ağzıma geldi demek yetersiz kalır, yüreğim ağzımdan fırladı, karşıki duvara yapıştı. Makbule Hanım "Hay Allah!" diye ayağa kalktı, kapı deliğinden baktı. Komşulardan duyan oldu mu, kapıya dayanacaklar mi, diye telaşlanmıştı. Komşulardan duyan olmaması mümkün değildi, hatta buradan Kozyatağı'na kadar, işitme yetisine sahip olup da bu sesi duymayan bir canlı olacağını sanmıyorum. Kalbimin atışı normale döndüğünde camlar hâlâ zangırdıyordu.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Salgın üzerine bir tartışma programı bulmam on saniyemi bile almıyor. Hareket Partisi'nden bir milletvekili konuşuyor: "Biz neden şehirlerimizin koca koca bölgelerini karantina bölgesi diye ayırıyoruz, bir de oralara yiyecek götürerek resmen hastalığı besliyoruz?" Evet, doğru, neden? "Bu hastalık milletimizin başına sarılmış bir beladır?" Evet, sadece bizim milletimizin değil tabii ama bu da doğru. "Biz artık bu hastalığa karşı tıbbi araştırmalardan medet umamayız. Artık hümanist yaklaşımlarla bir yere varamayız?" Aynen katılıyorum. "Milletimizin düşmanlarını sevindirmekten başka bir işe yaramaz bu?" Bu, milletimizin düşmanları zırvasına da prim verdiğimi söyleyemeyeceğim ama bunun için milletvekilimi kıracak değilim, o öyle diyorsa öyledir. "Ben Anadolu'nun her yerini dolaşıyorum, milletimizle konuşuyorum, diyorlar ki 'benim de annem hasta, kardeşim hasta, oğlum hasta ama bu milletin kurtuluşu için feda olsun' diyorlar." Bunun üzerine soru geliyor: "Yani siz bütün hastaları imha edelim mi diyorsunuz?" "Hayır, öyle bir şey demiyorum" diyor ama aslında onu demek istiyor.
En gözdesi de, kapıcıdan manava kadar herkesten duyacağınız şey, aslında hastalığın çaresinin bulunduğu ama devletin bunu gizlediği. Çünkü salgın devam ettiği sürece herkesi daha kolay kontrol altında tutabiliyorlar. Normal şartlarda kontrol edilemez bir kapıcıyla ve ele avuca sığmaz bir manavdan öğreniyorsunuz bunları. İnansam mı? Ne fark eder?
Komplo teorilerinin ardı arkası kesilmiyor. Ulusalcılar için: Hastalık aslında Amerikalıların (ya da İsraillilerin) geliştirdiği bir memetik silahtı, sonra kontrolden çıktı. Anarşistler için: Aslında böyle bir hastalık yok, hiç olmadı, hepimize hasta muamelesi yaparak isyankâr ruhumuzu boğmak için planlanmış her şey. Romantikler için: Aslında biz karantina bölgesindeyiz, hasta olan bizleriz ama kendimizi sağlıklı sanıyoruz, televizyon da bizi buna inandırıyor.
Bu teyze, korkarım şanssızdı, çünkü Ataşehir'deydik. Burası soğuk ve gaddar bir mahalleydi. Kimse "o kadını nereye götürüyorsunuz" diye sormazdı.