"Ama beni asıl endişelendiren," dedi Lorraine, "Leyna'nın senin bir tür intikam peşinde olduğun izlenimine kapılmış olması. Erlking'i öldürme niyetinde olman."
"Ah? Çocuklar ve hayal güçleri."
Lorraine tek kaşını kaldırdı, meydan okur gibi bakıyordu. "Belki bir yanlış anlaşılma oldu ama dinleyen herkese anlattığı hikâye bu. Söylediğim gibi, sır tutamaz, ah şu çocuk."
Serilda omzundan pelerinini attı, nemli kıyafetlerine rağmen sınmaya başlamıştı. Serilda, Leyna'ya kimseye anlatmamasını söylememişti. Aslında, hikâyeyi diğer çocuklara anlatacağından emindi. Şaşırmaması gerekirdi.
Garip olan, o zamanlar Erlking'e karşı şahsi bir intikam beslemek için nedeninin olmamasıydı. Bu, kralın gerçekten annesini tutsak aldığını bilme den önceydi. Babası av sırasında atından düşmeden önceydi. Nefret kıvılcımı göğsünde için için yanmaya başlamadan önceydi.
"Sizi temin ederim," dedi, "sorun çıkarmak gibi bir niyetim yok."
"Olmadığına eminim," dedi Lorraine. "Ama karanlık ruhların senin iyi niyetlerinle ilgilendikleri yanılgısına kapılmayalım." Serilda bakışlarını önüne indirdi, kadının haklı olduğunu biliyordu.
"Senin iyiliğin için," dedi Lorraine, "sadece hayalperest bir kızı etkilemeye çalıştığını düşünmek istiyorum. Çünkü eğer gerçekten Erlking'e zarar verebi leceğini düşünüyorsan, o zaman aptalın tekisin. Onun gazabını sınayamazan ve ben kızımın ya da kasabamın hiçbir şekilde bunun içinde yer almasını istemem.