Dilek

Dilek
Kitap okumayi seviyorum. Buradaki amacim sadece kitaplar hakkinda insanlarin fikirleri ve begendigim yazilari alintilamak.LUTFEEEEEN TANISMAK ICIN YAZI YAZMAYIN. Cevap yazmam. Ustelerseniz engellerim.
"Eğer hålă o şatoya gitmek istiyorsan," dedi Leyna, "senin yerinde olsam bir tekne alır, asma köprünün en uzak tarafına kürek çektikten sonra hemen kapının altındaki kayalara tırmanırdım. O taraf o kadar dik değil ve tırabzan- lardan çıkabilirsin." Leyna, Serilda'ya hangi tekneyi alacağı ve ne zaman gidebileceğiyle ilgili talimatlar verdi. "Kapıyı gözetleyen kimse olmazsa tabii," dedi. "Sence gözetleyen olur mu?" Leyna başını salladı ama yine de pek emin değil gibiydi. "Sadece onlar ava başlayana kadar bekle. Av hayvanlarına bakmakla ve yemeklerimizi yemekle meşgul olacaklarından seni fark etmeyeceklerdir." Serilda gülümsedi. "Bana fevkalade yardımın dokundu." "Evet. Şey... Ama sakın kendini öldürtme; yoksa, kendimi çok kötü hissederim."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Saatlerce ufka baktı. Geceleri uyuyamıyordu. Ev yan odadan gelen sesli horultular olmadığında ruhaf bir şekilde sessizdi. Thomas değirmenle ilgili sorular sorduğunda, Serilda ona babasına mektup yazacağını ve cevap geldiğinde ona haber vereceğini söylemiş, hatta işi sahte mektup yazarak kasabadaki postaneye gidecek kadar ilerletmişti. Gece kuzgunlarını gördüğünde, hayvanlar uçup kaçana kadar onları taşladı. Her seferinde geri geldiler. Ama babası hiç gelmedi.
"Herkes av partisinin bize dokunmayacağını söylese de," diye devam etti Leyna, "onlar çocukları almazlar, ya da... Adalheid'dan kimseyi almazlar. Yine de yetişkinler dolunay zamanları hep tedirgin olurlar." "Neden av buradaki insanlara dokunmuyor?" "Ölüm Şöleni yüzünden." Serilda kaşlarını çattı. "Ne?" "Ölüm Şöleni. Bahar ekinoksunda, ölümün kışın sonunu getirdiği, yeni yaşam için yer açtığı zamanda. Birkaç hafta sonra kutlanacak.""Anladım. Bizim de Märchenfeld'de bir festivalimiz olur ama biz buna Eostrig Günü deriz." Leyna kaygılı bakıyordu. "Şey, ben Märchenfeld'i bilmem. Ama burada. Adalheid'da, bahar ekinoksu yılın en korkunç gecesidir. O gece hayaletler, karanlık ruhlar ve tazılar hep birlikte şatodan çıkararak şehre gelirler. Onlar için bir ziyafet ve avlanmaları için hayvanlar hazırlarız. Onlar da büyük bir şenlik ateşi yakarak epey gürültü patırtı yaratırlar ve bu gerçekten korkutucudu Aynı zamanda eğlencelidir de çünkü annem ve ben, doğru düzgün uyuyama dığımız için genelde tüm gece ateşin başında kitap okuruz." Serilda ağzı açık onu dinlerken, anlattıklarını gözünde canlandırmaya çalışıyordu. Bütün bir gece sokaklarında kol gezmesi için avcıları isteyerek daver eden bir şehir mi? "Ve siz onlara bu kutlamayı hazırladığınız için, av partiaine sizden kimseyi almamayı kabul mü ediyorlar?" Leyna başını salladı. "Yine de kulaklarımıza balmumu tıkamamız gereki yor. Erlking'in fikrini değiştirme ihtimaline karşı, sanırım."
Leyna heyecanlı bir sesle, "Geri gelmişsin!" dedi ve gözleri parlayarak hemen Serilda'nın karşısına oturdu. "Ama nasıl? Arkadaşlarım ve ben dün bütün gün yolları gözledik. Birileri şehre gelirken seni görmüş olmalıydı. Tabii eğer gözleri büyüdü- "avla getirilmediysen? Yine mi? Ve seni hälä öldürmedi mi?" "Daha değil. Sanırım şanslıymışım." Leyna ikna olmamış gibiydi. "Anneme senin cesur olduğunu düşündüğümü söyledim ama annem bana zamanından önce Verloren'e gitmeye çalışıyor olabileceğini söyledi." Serilda kahkaha attı. "Bile bile yapmıyorum, yemin ederim," Leyna gülmedi. "Bize hep o köprüden uzak durmamız söylendi. Sen ge- lene kadar, daha önce kimsenin o köprüyü geçtiğini ve geriye, şey... Canlı döndüğünü duymadım." "Oradan ölü olarak çıkanlar olduğunu duymuş muydun?" "Hayır. Ölüler sadece orada kapana kısılıp kalırlar."
"Ama beni asıl endişelendiren," dedi Lorraine, "Leyna'nın senin bir tür intikam peşinde olduğun izlenimine kapılmış olması. Erlking'i öldürme niyetinde olman." "Ah? Çocuklar ve hayal güçleri." Lorraine tek kaşını kaldırdı, meydan okur gibi bakıyordu. "Belki bir yanlış anlaşılma oldu ama dinleyen herkese anlattığı hikâye bu. Söylediğim gibi, sır tutamaz, ah şu çocuk." Serilda omzundan pelerinini attı, nemli kıyafetlerine rağmen sınmaya başlamıştı. Serilda, Leyna'ya kimseye anlatmamasını söylememişti. Aslında, hikâyeyi diğer çocuklara anlatacağından emindi. Şaşırmaması gerekirdi. Garip olan, o zamanlar Erlking'e karşı şahsi bir intikam beslemek için nedeninin olmamasıydı. Bu, kralın gerçekten annesini tutsak aldığını bilme den önceydi. Babası av sırasında atından düşmeden önceydi. Nefret kıvılcımı göğsünde için için yanmaya başlamadan önceydi. "Sizi temin ederim," dedi, "sorun çıkarmak gibi bir niyetim yok." "Olmadığına eminim," dedi Lorraine. "Ama karanlık ruhların senin iyi niyetlerinle ilgilendikleri yanılgısına kapılmayalım." Serilda bakışlarını önüne indirdi, kadının haklı olduğunu biliyordu. "Senin iyiliğin için," dedi Lorraine, "sadece hayalperest bir kızı etkilemeye çalıştığını düşünmek istiyorum. Çünkü eğer gerçekten Erlking'e zarar verebi leceğini düşünüyorsan, o zaman aptalın tekisin. Onun gazabını sınayamazan ve ben kızımın ya da kasabamın hiçbir şekilde bunun içinde yer almasını istemem.