Dilek

Dilek
Kitap okumayi seviyorum. Buradaki amacim sadece kitaplar hakkinda insanlarin fikirleri ve begendigim yazilari alintilamak.LUTFEEEEEN TANISMAK ICIN YAZI YAZMAYIN. Cevap yazmam. Ustelerseniz engellerim.
Sato tuhaf şekilde sessizdi. Bir önceki gece olanlar yorgun zihninde birbirine karışıyordu. Daha bir önceki gün, güvende olduğunu düşünmüştü. Babasının güvende olduğunu. Märchenfeld'den kilometrelerce uzakta olduklarını. Çukur gözlü kuzgunlın gözlemişlerdi. İkisi de çok dikkatli olduklarını sanmışlardı. Ancak Erlking onu yine de bulmuştu. Onları yine de bulmuştu. Bu kadar aptal olmasaydı, kaçmaya çalışmasaydı, o zaman babası şu anda evde olabilirdi. Onu bekliyor olabilirdi. Bu korkuyu aklından çıkarmaya çalıştı. Belki de şu anda ende, onu bekli yordu. Afallamış ve yara bere içinde, avla ilgili silik anılara rağmen yine de sağ salim uyanmış olabilirdi. Serilda kendine, avcıların çılgınca ilerleyişlerinden sonra bazen arkalarında bedenler bıraktıklarını, ancak görürülenlerin gend likle yeniden uyandığını hatırlattı. Afallamış, utanmış ama sapasağlam.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Neyse ki kralın gözü sadece altınlardaydı. Onu görmezden gelip odada dolaştı ve bobin yığınlarını inceledi. "Senden öfke nöbetlerini kendine saklamanı istiyorum," dedi sakince, ediyle çarkın parmaklarından birini tuttu ve hızlıca çevirdi. "Çıkık aslen şa toya aittir. Kırıldığını görmek gerçekten canımı sıkar." Serilda dönüp ona baktı. Çıkrığın yana devrildiğini tamamen unutmuştu. Yutkunarak ayağa kalktı, dizlerinin titrememesi için bacaklarını birbirine bastırarak sabitledi. "Affedersiniz. Ben... Sanırım uyuyakalmışım. Tekmelemiş olmalıyım. Zarar vermek istemedim." Kral ona doğru dönerken hafifçe gülümsedi. "Tebrikler, Leydi Serilda. Demek bu sabah da bağırsaklarını deşmeyeceğim." Yorumunu allak bullak olmuş zihninde anlamlandırması biraz zaman aldı. Anlayınca, kuru kuru, "Size minnettarım," dedi. "Ben de sana." Kral onun öfkesini görmezden mi geliyordu, yoksa bilerek kayıtsız mı kalıyordu, anlayamadı.
Gild daha önce duyduğu hiçbir peri ya da cine benzemiyordu. Onun bir cüce, doğaüstü bir yaratık ya da orman halkından biri olduğunu da sanmıyordu. Kayıp yolcular, fakir balıkçılar ya da bir bedel karşılığında çaresiz kızlara yardım eden sihirli yaratıklarla ilgili birçok hikâye olduğu doğruydu. Hep bir bedel olurdu. Bu bakımdan Gild bu tanıma uyuyor gibiydi. Ama kanatları, uzun kulakları, sivri dişleri ya da şeytan kuyruğu yoktu. Kurnaz bir şeytanlığı vardı, ever doğrui Muzip bir gülümsemesi ve bela çıkarabilecek bakışları. Ama yine de kendine has tavırları düşünceli ve özenliydi. O sihirliydi. Bir altın eğiriciydi. Bir cadı olabilir miydi?
lyi de kral seni nasıl fark etmiyor?" Şaşkın şaşkın baktı. "Erlking bunca zahmete girerek beni buraya altın eğirmem için getiriyor ama aslında kendi şatosunda bunu yapabilen biri var. Senin bunu yapabildi- ğini bilmiyor mu?" Gild'in gözlerinde beklenmedik bir korku belirdi. "Hayır, bilmiyor. Bilmemeli. Eğer ona söylersen..." Doğru kelimeleri bulmaya çalışıyordu. "Zaten yeterince kapana kısılmış durumdayım. Bir de onun esiri olamam." "Elbette bir şey söylemeyeceğim. Hem zaten gerçeği bilse beni öldürür." Gild bunu düşününce, ani korkusu dağıldı. "Ama bu benim sorumun cevabı değil. Seni nasıl fark etmer? Sen... Diğer hayaletler gibi değilsin."
Konusu değişik ve sayfa sayısı az olduğu için kolayca bitirdim. Köpeğin sokaklarda yaşadıkları üzücü geldi. Ameliyattan sonra ki değişimi garipti.İnsana dönüşmesini garipseyerek okudum. Böyle olmayı ben mi seçtim? Ameliyatta ölebilirdim. Rızamı aldın mı gibi tavrı bazen haklı, bazen de ergen erkek çocuğu gibi davranışları olduğunu düşündürttü. Okumak mı istiyorsunuz tavsiye ederim.