Serseme dönmüş ve korkmuş bir halde peşlerine düşerken girmemesi ila babasına bağırıyordu.
Çok koşmasına gerek kalmadı.
Açık meydanın kenarına vardığında donakaldı.
Babası ve Zelig orada onu bekliyorlardı.
Ve etraflarını avcılar sarmıştı. Zelig, onların yanında ufak tefek, acınani kadar çelimsiz görünse de sanki bu güçlü savaş atlarına uyum sağlamaya çálışıyormuş gibi hiç olmadığı kadar gururlu duruyordu.
Korkudan Serilda'nın midesine adeta taş oturmuştu.
Erlking'in bakışlarıyla karşılaştığında titriyordu. Av partisinin önünde, o gösterişli küheylanın üzerindeydi.
Bir de binicisi olmayan bir at vardı. Tüyleri mürekkep karası, beyaz yeleri güzelavrat çiçekleri ve incecik böğürtlen dallarıyla örülüydü.
"Bize katılman ne hoş," dedi Erlking şeytani bir gülümsemeyle. Ardından av borusunu dudaklarını götürdü.