Grekov Kafkayevski

Küçük Asya ve Doğu Trakya Rumlarının Yunanistan'da ye­niden iskan edilmeleri, ticari ve sanayi alanlarında son derece önemli sonuçlar doğurmuştur. Büyük sayıda tüketici kitlesinin ek­lenmesiyle iç pazar genişlemiş, şehirlerde yaşayan becerikli mül­teciler ucuz işgücü kaynağı yaratmışlardır. Osmanlı İm­paratorluğunda Helenizm'in ekonomik mucizesine katılmış, bu deneyimli, becerikli insanlar ülkeyi zenginleştirmiştir. 1926 yı­lında yayınlanan Milletler Cemiyeti raporuna göre, Atina Ticaret Odasına kayıtlı 7000 tüccar ve sanayicinin 1.000'i mülteciydi. Pire'de bu oran daha da yüksekti. 1961 yılında Yunan sa­nayicilerinin %20'si Küçük Asya ve Doğu Trakya doğumluydu.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
anadoludan yunanistana göçün sonuçları
O gün için Yunanistan'daki nüfusun potansiyel olarak 1/3'üne eşit olan mültecilerin yeniden yerleştirilmeleri, Yunan toplumunda yaşamın her alanını etkiledi. Mülteci akınının da ilk ve en önemli so­nucu, mübadelede Türklerin ayrılması ile birlikte etnik olarak ho­mojen bir devletin kuruluşu gerçekleşti. Köy kökenli mülteci nü­fusun 1/3'ünün, şehirli mülteci nüfusun 3/4'ünün Makedonya ve Trakya'da yeniden yerleştirilmesi, bu iki hassas bölgenin etnik ya­pısını değiştirdi ve Yunan kimliğini kuvvetlendirdi. Şüphesiz bu bölgelerin etnik birleşimindeki değişim 1912- 1913 savaşları so­nunda, Yunan devletine katılmış bölgelerde Yunan üstünlüğünü pekiştirdi ve Batı Trakya'nın Hellenizme bağlı kalmasını gü­venceye aldı. 1929'daki konuşmasında Eleftherios Venizelos'un işaret ettiği gibi, "bugün sahip olduğumuz büyüklükte ulusal bir Yunan Devleti asla gerçekleşmemiştir" ve daha ötesinde böyle ho­ mojen bir devlet. (...) Yunan Devletine homojen kimlik veren bu köklü başarı, şüphesiz yaşanan felaketin en hakiki tazminatıdır; milliyetçiliğin ve Balkanlardaki etnik azınlıklarla ilgili olan sorunların kapsamı, bunun önemini apaçık ortaya koymaktadır.
Sayfa 90·Kitabı okudu
küçük asya felaketi sonrası yunanistanın yaşadığı zorluklar
Felaketten hemen sonra arka arkaya iktidara gelen hükümetler ile Yunanistan'da karışık bir devlet yapısı etkili oldu. 1922 Eylül'ünün ortasında Nikolas Plastiras ve Stylianos Gonotas li­derliğinde bir grup subay iktidarı ele geçirdi ve 25 Mart 1924'de Cumhuriyetin ilanına kadar tahtta kalan Kral Constantine'i halefi George lehine tahtı terketmeye zorladılar. Devrim komitesi Venizelos'u Lozan'da 1 1 Kasım 1922'de başlayan barış gö­rüşmelerindeki tartışmalarda Yunan çıkarlarını temsil etmekle gö­revlendirdi; aynı zamanda 1 5 Kasım 1922'de altı sivilin ve ulusal felaketten sorumlu tutulan subayların duruşmaya getirilip in­fazlarının yapılması trajedisinin kefaretini ödemeye çalıştı. Nü­fusu güç bela beş milyona varan ve ekonomisi sendeleyen, devlet mekanizması karışıklık içinde olan, politik kriz ve sosyal hu­zursuzluklar altında boğulan Yunanistan, bir milyon sefil insanın gelmesi ile çok büyük sorunları çözmek gibi bir görevle karşı kar­şıya kalır.
Sayfa 82·Kitabı okudu
denizin karşı kıyısında gerçekleşen megali idea..
Binlerce masum insanın kanıyla yazılan 1922 trajedisi, Küçük Asya'daki asırlık Hellenizm tarihinin acılı sonuna damgasını vurdu ve çağdaş Yunan Devleti'nin yaratılmasında hızlandırıcı bir görev üstlendi. Yunan yaşamının her sahasında egemen olan Me­gali İdea (Büyük Düşünce) bütün bu süreçte çok trajik bir biçimde son buldu ve Megali İdea'nın üstün emeli olan bütün Yunan Halk­larının yeniden birleşmesi, Yunan krallık hudutları içerisinde Yunan halklarının genel yaşam alanının küçülmesi ile ön­ görülmeyen bir biçimde başarıldı. Ülke, bölgesi ve iki kattan fazla artan nüfusu ile on yıllık bir askeri boy ölçüşmeden çıktı ve Küçük Asya'daki mağlubiyeti iz­leyen mülteci akını ile nüfusu aniden kabardı. Yeni koşullar, çağ­daşlaşma ve yeniden yapılanma sürecinin başlangıcına dam­ gasını vurdu; o süreçte önderlik rolünü, önceki yıllarda konuşulamayan güçlükleri yenmeyi başaran ve ilerlemede önemli unsur olduğunu kanıtlayan mülteciler üstlendi. Küçük Asya mül­tecilerinin varlığı ve Yunanistan'a faydalı etkileri, Hellenizmin en dinamik ve ilerici kısmının yıkılmasının doğurduğu sonuçları gi­ derek yumuşattı. Georgios Tenekidis "Küçük Asya'da ve Doğu Trakya'da ne kaybedildi ise, Ege'nin karşı kıyısında o kazanıldı" diye yazar. Küçük Asya, Pontus, İstanbul ve Trakya'dan gelen Rumlar, Yunan ulusuna sadece ekonomik ve kültürel olarak katılmadılar, aynı zamanda her anlamda Çağdaş Hellenizmin ya­ratılmasına yardımcı oldular.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Akşama doğru adadaki bir lokantada gene balık ziyafeti çe­kildi. Uzolar içildi. Çeşit çeşit balıklar yendi. Gece boyu herkes, İstanbul'Ia ilgili anılarını anlattı. Kendilerini burada hala yabancı hissettiklerini söylüyorlardı. Aslında 20-30 yıl sonra, benim gibi biri çıkıp da Yunanistan'a araştırma yapmaya gelirse, çok ya­bancılık çeker ve sonuç alamaz. Benim şansım İstanbullu Rum­lardı. Çünkü çocukları daha soğuk ve Türkçe bilmiyor. Genellikle Avrupa ve Amerika'da okuyorlar. İstanbullu Rumların çoğunun işi de Avrupa'da. Yunanistan'a ara sıra geliyorlar. Hepsi zengin, becerikli. Çoğu 60'lı yıllarda kendi istekleri ile gelmiş. Tüccar ve işadamları. Zaten Yunanistan'da bürokratlar genelde yerlilerden yani, Peloponnes'ten. Zengin kesim ise İstanbul Rumları. Yunanistan'a ilk geldiklerinde, Yunanlılar onlara siz "Türkos Puro"sunuz dermiş. Ama bu sonradan kesilmiş. Çünkü hepsi zenginmiş. Rumlar da Yunanlılara "siz çingenesiniz, ne para ka­zanmasını, ne de yaşamasını bilirsiniz" dermiş. Ancak 1922'de gelen Rumlara Yunanlılar çok eziyet etmiş. Onlara mülteci de­nilmiş. Hep kötü ve pis işlerde onları çalıştırmışlar ve "Türk To­humu" diye hakaret etmişler. Bu insanlar yaklaşık 7-8 ay ça­dırlarda yaşamışlar. Zenginlerin çoğu dayanamayıp intihar etmiş. Fakir fukaranın çocuğu ölmüş. Rumlar daha yüksek bir kültüre sahip oldukları için sık sık yıkanırlarmış ve rahat insanlarmış. Kadın kadına oturup yer içerlermiş. Yunanlılar o nedenle onlara "Orospu" dermiş. En ağır işleri bu Rumlara yaptırırlarmış. Çok ezilmişler. Yunanistan'daki inşaatçılar ve de komedyenler Pontus Rumlarındanmış. Yani Trabzon tarafından gelenlerden. İs­tanbullular birbirleriyle Rumca ve Türkçe konuşuyorlar. çok fazla tavla oynuyorlar ve zarları Farsça söylüyorlar. Bu insanların Os­manlılıkları (asillikleri) hala
Sayfa 35·Kitabı okudu