“Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan, avara et ve korkma! Tanrı, baş şeytandan çok, yarım şeytandan iğrenir!”
Bu yazardan okuduğum ilk komedi unsurları barındırmayan kitap oldu. Ben kitabı çok beğendim. Normalde arkadaşlıktan aşka trope’unu pek sevmem; ama bu kitapta farklı unsurlar vardı.
Tam benim yaşayabileceğim bir ilişki çeşidiydi :)) Yani bu gelse gelse benim başıma gelir. Okurken bana çok tanıdık geldi, biraz da bu yüzden sevdim kitabı. Ben hikayede biraz daha fazla dram sosu aradım. Nathan veya Eliza’nın geçmişinde biraz daha dram olabilirdi. Aman dedim sonra bundan mı yarım puan kırıcam, zaten ilişkileri baştan sona dram! :))
Yazarın, Miles High Kulüp serisini okuyup sevdim. Miles Kardeşlerin her kitabın sonunda kendi karakterlerine ters bir şekilde 360 derece değişmelerine sinir olan biri olarak bu kitapta Nathan o derece bir dönüşüm geçirmedi. Bunda kitaba artı puan yazdı gözümde.
Nathan ve Eliza’nın hayat yolculuğuna eşlik ettiğim için memnunum. Ben iki karakteri de sevdim. T.L. Swan’ı gerçekten çok seviyorum her ne kadar beni bazı yazdığı öküz erkek karakterler yüzünden kızdırmış olsa da :)) Yalnız çok fazla uzun yazıyor, keşke biraz daha kısa yazsan be Swan ablam! :))
Bu kitaba puanım 10! *-*
…
"Ha! İşte işin can alıcı noktasına ulaştık. Seninle evlenmek istiyordu demek?"
"Evlenmek istedi benimle, evet."
"Uyduruyorsun bunu! Tepemi attırmak için yaratıyorsun ! "
"Kusura bakmayın, ama baştan sona doğruyu söylüyorum. Hem de kaç kez önerdi evlenmemizi. Onun yerinde siz olsaydınız ancak bu kadar direnebilirdiniz!"
"Miss Jane Eyre, dilerseniz buradan gidebilirsiniz! İşte izin çıktı... Öyle olduğu halde neden böyle arsızca dizime tünemiş oturuyorsunuz?"
"Pek rahatım da ondan."
….
Sevgili okurum, bütün bu değişikler arasında Edward Rochester'ı unutmuş olduğumu sanıyorsunuz belki de. Bir an bile unutmamıştım. O hep aklımdaydı; çünkü ona olan sevgim gün ışığında dağılıverecek bir sis ya da yağmur yağınca yıkılıverecek bir kumdan kale değil, mermer üzerine yontulmuş bir yazıydı ki mermer var olduğu sürece silinmezdi.
"Senin Thornfield'in efendisiyle tek ilişkin yaptığın göreve karşılık maaşını almaktan, sana gösterdiği saygıyı, yakınlığı öpüp başına koymaktan ibarettir. Onun da, ikinizin arasında bundan daha başka bir ilişki düşünmediğine kalıbını basabilirsin. Bu yüzden sen sen ol da onu ince duygularının ereği yapma. Ne mutluluk ne de acı duy onun uğruna. Sana göre değil o. Sen kendi ne göre kişiler ara bul. Gönlünün, canının bütün gücüyle hissettiği bir aşkı böyle bir armağanı istemeyen, değerini bilmeyecek olan birine verme. . . Onurlu ol."