Yaşamı oluşturan anların hepsi ölmektedir, yaşanan bir an asla geri gelmeyecektir. Yaşamımızın her anını olabilecek en iyi şekilde değerlendirmemizi anımsatan da bu geçicilik değil mi? Elbette öyle; dolayısıyla benim vazgeçilmez ilkeme kaynaklık eden de bu: Ikinci defa yaşıyormuşçasına ve ilk kez şimdi yapmak üzere olduğumuz gibi hatalı hareket etmişcesine yaşayın.
Kendini gerçekleştirme denilen şey hiç de ulaşılabilir bir şey değildir. Bunun da basit bir nedeni vardır: Kisi buna ulaşmak için ne kadar uğraşırsa bunu da o kadar çok kaçıracaktır. Başka bir deyişle, kendini gerçekleştirme sadece kendini aşmanın bir yan ürünün olarak olasıdır.
Bir süre sonra, yakın bir gelecekte ölecekmişim duygusuna kapıldığımi anımsıyorum. Ne var ki bu kritik durumda tasam, yoldaşlarımın çoğundan farklıydı. Onların sorusu şöyleydi: " Bu kampta hayatta kalacak mıyız? Kalmayacaksak bütün bu acıların hicbir anlamı yok." Benim sorumsa şuydu: " Bütün bu acıların, çevremizdeki bunca ölümün bir anlamı var mı? Çünkü eğer yoksa hayatta kalmanın kesinlikle hicbir anlamı yok! Çünkü anlamı böyle bir rastlantıya bağlı olan bir yasam, nihai anlamda yaşanmaya değmez."