"Eşyanın zahirine itibar edilmez, asıl itibar varlıklardaki gizli olan sırradır. Bu sırra da ancak Hakk'ın hüküm ve işlerindeki hakikatin ortaya çıkması, onlardaki örtünün kalkması, perdenin açılması ve gizliliğin yok olması ile ulaşılır. Bu tecelli ve zuhur gerçekleşince, Bütün eşyayı bir fanilik, kaplar izleri silinir gider, ilahi Nur'un parlamasıyla karanlıklar aydınlanır. İşte orada yakin kaynağı ortaya çıkar Hakk apaçık belli olur. O zaman boş iddialarda bulunanların davası iptal olur; hakkın dışındaki her şeyin batıl olduğu anlaşılır. Tıpkı Hesap Günü Herkesin Hakk'ın dışındaki her şeyin batıl olduğunu anlaması gibi. Nihayet bütün mülk ve saltanatın alemlerin rabbi Allah'a ait olduğu bilinir. Ah şunu bir bilseydim bu mülk ne zaman O'ndan başkasına ait oldu ki.
Hiç kimse Yüce Allah'ın tekliğini ve birliğini hakikatiyle ifade edemez. Çünkü kim onu kendi aklı ve nefsiyle birlemeye kalkarsa şaşırır, inkara kadar gider. Bir kulun onu kendi aklınca birlemesi mecazidir, hakikat değildir. Hem Yüce Allah onun varlığı sonucu iptal ve reddeder. O'nun varlığının ve birliğinin hakikatini ancak kendisi bilir. Başkasının O'nun hakkındaki tanım ve tarifleri hakikatten sapmadır.