ÖZGÜR KIRBIYIK

ÖZGÜR KIRBIYIK
Yüzen Gulag Hikayesi
7/10
·160 syf.··
2025 125. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 22:41
Yengeç Konserveleme Gemisi Sovyet gulaglarından (Kolıma Öyküleri - Varlam Şalamov) sonra biraz yumuşak kalsa da :) burada da "yüzen gulag" gibi bir sömürü ortamı anlatılıyor. Bu hikayede de yaşanmış bir olayın anlatılıyor olması, okurun üzerindeki etkisini ister istemez artırıyor. Kitabın başındaki çevirmen Devrim Çetin Güven tarafından kaleme alınan sunuş yazısı nasıl bir zaman ve nasıl bir ortam olduğuna dair bir ön bilgilendirme niteliğinde. Okuma öncesi de oldukça faydalı olduğunu söylemeliyim. Sunuş yazısında da belirtildiği üzere yazarımız kahramanlarını ismiyle değil de sıfatıyla anarak yaşananların bireysel değil kolektif olarak anlaşılmasını sağlamak istiyor. Kitap "proleterya edebiyatı" nın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yazarımız da bu mücadelenin bir parçası olarak gözaltında işkence sonucu hayatını çok erken yaşta kaybediyor. Gerçek bir hikayeden esinlenerek kurgulanmış bu roman, Japon işçilerinin gündelik hayatta kullandığı gibi argo ve sade bir üsluba sahip olup, oldukça akıcı bir okuma deneyimi sağlıyor. Yoğun bir emek sömürüsü, tüm insani hakların askıya alındığı bir atmosfer var yine. Mutlak gücün bir kişi, zümre, sınıf elinde toplanmasının nelere sebep olabileceğini okuyoruz yine. Bu hikayede farklı olarak bu sömürü ortamına karşı bir mücadele de var. Etiyle kemiğiyle sömürülenlerin birlikte hareket ettiklerinde aslında haklarını alabileceklerine dair bir umudun yeşerdiğini de görüyoruz. Mikro çevrede ortaya çıkan bu umudun ordu eliyle bastırılması sonucunda, milliyetçilik gibi duygular ile maskelenmiş bir sınıf mücadelesinin makro ölçekte de sürdüğünü anlıyoruz. Hey cehenneme gidiyoruz lan! ile başlayan roman, kaybedilmiş bir mücadelede yeşeren umuda sarılarak "ve bir kez daha ayağa kalktılar... Bir kez daha!" diye sona
Yengeç Konserveleme GemisiKobayaşi Takici · Ayrıntı Yayınları · 2018605 okunma
Reklam
Ruh üşüten öyküler
8/10
·416 syf.··
2025 116. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 11:31
Genel olarak öykü benim pek tercih ettiğim bir tür değil. Ama güzel öykü okumaya da hiç hayır demem. Bu kitaptaki öyküler akıcılığı çok yüksek, ama okuması da bir o kadar zor öyküler. Kitaba alışana kadar fiziken üşüdüğümü hissettim. Alıştıktan sonra sanki eksi 30 derece gibi geldi ve biraz rahatladım. Öyküler etki bakımından insan ruhuna çakılmış çiviler gibiydi. Yeter artık, biz de insanız, duygusu ile ilerledi ve adeta uzun bir Sibirya sürgünü cezasına dönerek, bir türlü bitmek bilmedi. Öyküler çok sertti ve insanlığımızdan utandırdı. Gündelik dertlerimizin sıradanlığını hatırlattı. Kitabı özetleyen bir alıntı (syf 283) ile bitirmek istiyorum. "Ama iktidar zehirler. İnsan ruhunun derinliklerinde gizlenen bu canavar, zincirlerinden boşaldığı anda ezeli içgüdüsünü tatmin etmek için döver, öldürür." Herkese iyi okumalar
Kolıma ÖyküleriVarlam Shalamov · Jaguar Kitap · 2019182 okunma
destansı bir hikaye
8/10
·496 syf.··
2025 85. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 08:21
Merhaba, Kitabı normalde okuma tempomdan çok daha yavaş ve aralıklı okumam nedeniyle, kitabın da özellikle başında zaman atlanarak anlatılması ile biraz zorlandım. Bu zorluk yaklaşık 100 sayfa kadar sürdü. Ancak sonradan hem karakterlerin oturması, hem zamanın daha sürekli hale gelmesi ile hem de yazarın yalın bir anlatım dili seçmesi ile kitap akıp gitti. Yalın dediysem dönemine uygun bir yalınlık olduğunu söylemeliyim. Eski ve yöresel kelimeler olmakla birlikte anlatım yalındı. Ana hikaye Çanakkale Savaşı ile Sakarya Meydan muharebesi arasında geçen zamanda ve Anadolu'nun batısında Akhisar Ovası'nı merkeze alan bir coğrafyada geçmekte. Anlatım dili ve sınıfsal bakış açısı ile yazarın üslubunun Yaşar Kemal'e benzetilmesi sürpriz değil. İnce Memed ve Apti Ağa'ya benzer karakterler barındırıyor aynı zamanda (Kayalıoğlu Adnan Bey ve Arapoğlu Ali). Her ne kadar coğrafya farklı olsa da Feodal üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü, birbirine yakın zamanlarda geçen hikayeler olması da bu benzerliği düşündürüyor. Ülkenin yaşadığı bu zor zamanlarda karakterler de mensubu olduğu sınıfa uygun pozisyon alıyorlar. Bu da hepimizin bildiği tarihsel savaşlara paralel eş zamanlı bir iç savaş da yaşandığını gözler önüne seriyor. En nihayetinde ben oldukça güçlü bir roman okuduğumu düşündüm. Yazarın üslubunu da, zaman ve mekana hakimiyetini de beğendim. Çok büyük bir emek harcandığı ortada. Deli İbram Divanı'nda da, Köstenli İbrahim'in hikayesinin anlatıldığını öğrenmemle birlikte o kitabı da okuma listeme aldım. Bir güzel haber de yazarın 1940'lı yılları anlatan bir roman planlaması oldu. Merakla takibe devam
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025686 okunma
Başarılı Bir İlk Roman
7/10
·360 syf.··
2025 97. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 19:38
Merhabalar, Kaplanın Karısı, Balkanlardan genç bir yazarın çocukluk kahramanı olan büyükbabası için dikilmiş roman formatında bir anıt bence. Kullandığı soyadı da kendi soyadı değil, büyükbabasına aitmiş. Zaman atlamarı şeklinde üç farklı zamana gidip geliyoruz. Büyükbabasının çocukluğu, Natalia'nın çocukluğu ve mevcut lineer zaman. Hem büyükbabasının çocukluğu hem de kendi çocukluğunda yaklaşmakta olan savaş kendini hissettiriyor. Savaş dramatize edilmemiş olsa da toplumsal etkilerini önlenebilir çocuk ölümleri, sosyal hayatın baskılanması şeklinde izliyoruz. Ayrıca parçalanmış bir ülkede çocuk ölümlerini engellemeye çalışan genç doktorlar ve bu uğraş için çabalarken karşılaştıkları zorluklar da savaşın sonuçları olarak apaçık ortadadır. Büyükbabası içindeki çocuğu koruyarak yaşlanmış ve bu şekilde de Natalia'nın çocukluk kahramanı haline gelmiştir. Yazar bu durumu anlatırken büyülü gerçekçilikten faydalanmıştır. Ölmez adamın hikayesi ve büyükbabası ile ilişkisi romanın temel dinamiklerinden birini oluşturmaktadır. Yazarın başka bir kitabını okumadığımdan büyülü gerçekçiliği genel olarak bir anlatım üslubu olarak kullanıp kullanmadığını bilmiyorum ama bu hikaye özelinde ve yerinde kullanıldığını düşünüyorum. Büyükbabasının ölümü karşılama biçimi de Natalia'nın ona olan hayranlığını perçinlemiştir. Büyükbaba bir yetişkin gibi değil, bir çocuk gibi umut ederek ölmüştür. Sonuç olarak başarılı bir ilk roman olduğunu düşünüyorum.
Kaplanın KarısıTea Obreht · Siren Yayınları · 2011173 okunma
Edebiyat Şöleni
8/10
·352 syf.··
2025 106. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 23:29
İzmir'den Özgür K. (Madem ki Kafkaesk bir atmosfere daldık) Nostalji, Mircea Cartarescu Çeviren: Hüseyin Tüzün Tam anlamıyla olmasa da spoiler içerebilir! Daha önce okumadığım bir yazar ve meğerse çok şey kaçırmışım. Kitaba başlarken öykü kitaplarındaki gibi içindekiler karşılıyor bizi. Kesinlikle çok çarpıcı bir giriş öyküsü bize kitabın büyülü bir kitap olacağı hissi uyandırıyor. Ben okurken öyle cümlelerle karşılaştım ki bir an yazar mı büyüleyici çevirmen mi bu etkiyi yaratıyor diye düşünmeye başladım. Bu arada başta dikkat etmemiştim ama kitabın orijinal dilinden değil Almanca'dan çevrildiğini farkettim. Belki de Almanca'ya çevirenin etkisidir diye gülümsedim. Edebiyat teratolojidir diyor mesela. Çevresel etkenlerden kaynaklanan yapısal anomalileri inceleyen bilim yani. "Artık yalnızca düş beni gerçekçi yansıtıyor" diyor yine. "Dünyada imkansızın mümkün olduğu bir yer" diye tanımlıyor edebiyatı. Haliyle nasıl bir yazarla karşı karşıya olduğumuza dair büyük bir merak uyandırıyor. Aynı zamanda bir şair, öykücü, akademisyen, deneme yazarı ve bence filozof olan oldukça entelektüel bir yazar olduğunu anlıyoruz. Tüm bunlar kendisini Nobel Edebiyat ödülünün doğal bir adayı haline getiriyor. Her bir öykü kendi başına da çok etkileyici olmakla birlikte aralarında bulunan görünüşteki küçük bağlar ile birbiri ile ilişkilendirilerek bir roman formatı oluşturuluyor. Yazar bu öyküler aracılığıyla bir yandan da çocukluk, ergenlik ve ilk gençlik yıllarını hem masalsı, hem de oldukça gerçekçi bir şekilde anlatıyor. Bu anlamda bir büyüme hikayesi okuduğumuz da söylenebilir. Ya da bir ölümsüzlük arayışı. Yazarın anlatıcıyı ve zamanı birdenbire değiştirmesi ile okuru sürekli şaşırtıp diken üstünde tutması yanında arada muzipçe okurla sohbet etmesi de oldukça etkileyici
NostaljiMircea Cartarescu · Ayrıntı Yayınları · 2017159 okunma