Şarap alıyor, başkası içmesin diye döküyordu.Kadın satın alıyor, başkalarının kolunda ziyan olmasın diye öğütleyip gönderiyordu. "Ah! Nalıncı Baba; dünyaya kurulmuş nahoş düzeni, pislik yaşantıları böyle düzeltemezsin," dedim. Osmanlı'nın hazinesi emrinde olsa yine düzeltemezsin. İnsanların, yemediği halde doymadığı tek şey altındır.
(S: 30-31)
"Söz ile verilen öğüt kulağa, hal ile verilen öğüt kalbe saplanır."
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Okurken Sultan Murad dönemi İstanbul'una yolculuk yapıyorsunuz.
Kitap, bir menkıbeden yola çıkılarak kurgulanmış. Ermiş bir kişi olan Nalıncı baba ile sokaktan kurtardığı dilenci, sarhoş ve yeğni kadınlar.. ve onu yanlış tanıyan mahalleli.. yazarın bu tür kurgular yapması çok değişik ve hoş geldi bana. Büyük, küçük herkes okuyabilir. Anlayana da alınacak dersler var.
Nalıncı BabaAyhan Kayhan · Parya Kitap · 202114 okunma
Biliyordum ki, ben mücadelemi bırakmaz isem Duygu'da bırakmazdı, eğer Duygu bırakmaz ise doktorlar da bırakmazdı, aslında her birimiz bir zincirin halkasını oluşturuyorduk. (S:93)
Ümit Bey'in "Artık en büyük servetin sağlık olduğunu çok iyi biliyorum." diyerek imzaladığı kitabım, Organ bağışlamanın önemine değinen bir hayat hikayesi..
O kadar güzel, duygu yüklü anlatmış ki, okurken onlarla beraber hastaneleri dolaştım, doktorlarla sohbet ederken yanında oldum. Üzüntüsünü birebir yaşadım.
Sevgili Duygu'ya Allah'tan rahmet diliyorum.
Hayata tutunmaya çalışan bir anne, onun her daim yanında olan bir eş. Nasıl yakın hissettim onlara kendimi, çünkü 9 ayım kanser nedeniyle hastanelerde geçerken az da olsa Gencer'im ile yaşamıştık bunları.
Duygu'nun önce ince bağırsak, sonra karaciğer, mide ve pankreas nakli beklemesi ve çektiği acılar.. çok zor gerçekten. Rabbim organ nakli bekleyen, şifa arayan herkese yardım etsin.