Kendini bildi bileli içinde bir fırtınayla yaşamaya çalışıyordu. O büyüdükçe içinin öfkesi de onunla beraber büyüyordu. Sanki herkes duruyor o hızla dönüyordu. Karşısında ağaç görse, ilk aklına gelen alt daldaki meyveyi koparıp yemek olmuyordu. O ağacın en ulaşılmaz dallarına tırmanıp oradaki meyvelere dokunmayı hayâl ediyordu. (S:41)