Emin olamamak hiçbirşeyden,tereddüt etmek aynadaki görüntüden,doğal bir uyuşturucu gibi.
O kadar tereddüt ediyorsun ki fazla düşünmekten uyuşuyorsun.
Bütün ihtimalleri hayal ediyorsun.
Bütün sonuçlarıyla.
Birileri buna halüsinasyon diyor.
Oysa hayatın ta kendisi halüsinojen.
Oksijenin kendisi uyuşturucu.
Öyle bağımlısı olmuşuz ki birkaç dakikalık eksikliği öldürüyor.
Her aldığım nefes boğazımı yakıyor.
Ben çok zor yaşıyorum.
Doğumumdan beri ölüm döşeğindeymiş gibi yaşıyorum.
Onun için bir restoranda oturunca masayı kendime doğru çekiyorum,sandalyemi oynatmadan.
Çünkü hasta olan benim.
Herşey bana göre düzenlenmeli.
Ben gitmem.
Onlar gelsin.
Zaten kimse kimseyi çağırmıyor.
Kimse kimseyi kovmuyor.
Beynimdeki düşünce tarlasında zıplayarak gezdiğim için pek bir anlamı yok yazdıklarımın.
Maupassant nın meşhur baş ağrıları
Proust un hassas bünyesi
Kinyasın zalim sıtması.
Ben kendime hayallerimden kanat yaparken,
O rüyalarını dev bir matkaba çeviriyordu.
Biri gökyüzüne,
diğeri cehennemin dibine giden iki ayrı yol.
İki tünel.