.. Suratında acı bir tebessümün doğarken, hissettiği duygunun adını koydu: Değersizlik duygusuydu bu. Başkaları tarafından biçilmiş bir değere ait olmakla başlayan, hep diğerlerinin gözünden kendini görüp neye layık olup olmadığını yine diğerlerinin gözünden tartan bir hastalık gibiydi… Bu adamda bedenlenmişti o duygu. Başkasının hürmet gösterdiğine otomatik olarak hürmet gösterme eğiliminde olan, birinin değerini başkasının gözünden biçen herkese bulaşmış bir zehirdi.
.. ne yapacağını, ne söyleyeceğini, nereye gideceğini bilmeyen gözleri sanki yalvarıyordu sessizce. İlk insanlık belirtisi işte buydu: Kendimizden başka bir canın iyiliği için hayata yalvardığımızda doğuyordu insanlığımız.
Yaşanmışlıklarımızın hepsi anlardan ibaretti ama bazı anlar ömrün tamamına bedel olsa da hayat tüm anların üst üste eklenip, bir bilmecenin küçücük parçaları gibi birleşmesi değil miydi? Peki ya bütün? Bütün bizdik.